TDP Milletvekili Zeki Çeler’in “KKTC’DEKİ TRAFİK GÜVENLİĞİ SORUNLARI ve ÇÖZÜM POLİTİKASI” hakkında konuşması.

TDP Milletvekili Zeki Çeler’in “KKTC’DEKİ TRAFİK GÜVENLİĞİ SORUNLARI ve ÇÖZÜM POLİTİKASI” hakkında konuşması.

Bugün TRAFİK GÜVENLİĞİ başlığı ile olağanüstü bir birleşme için buradayız. Öncelikle, bu birleşmeyi destekleyen herkese teşekkür ederim.

TRAFIK GÜVENLIĞI çok önemlidir, çünkü insanlar ölüyor, ağır yaralanıyor, sakat kalıyor …

DEVLETIN temel görevi HALKA hizmet etmek ve her yönden güvenli bir yaşamı sağlamaktır.

Dolayısı ile, DEVLET vatandaşının trafikte güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Devlet, en başta araç kullananlar olmak üzere, tüm yol kullanıcılarını yanlış yapmaktan men ederek hepimizi korumakla mükelleftir. Ben kendimi koruyamazsam, hatta korumak istemesem bile, devlet yine beni korumakla mükelleftir.

Ancak, topluma hizmet vermesi gereken devlet ve hükümet yapıları trafik güvenliği konusunda hep sınıfta kalmışlardır! Bu aci gerçeğin en açık kanıtı trafikte yitirdiklerimizin sayısıdır.

1975 yılından bugüne 1887 insanımızı trafikte kaybettik.

Sadece son 10 yılda KKTC trafiğinde ölenlerin sayısı ise 389’dur!

Demek ki, toplumumuz BÜYÜK BİR KRİZ içine itildi!

Demek ki, tüm söylenenlere ve yazılanlara rağmen, yönetenler bu büyük krizin ne tespitini yaptılar. ne de çözümlerini getirdiler.

Demek ki, var olan bozuk sistem halkımıza değil, başka amaçlara hizmet etmektedir!

Eğer trafik güvenliği sorunlarını başa gelenler çözemiyorsa veya çözmek istemiyorsa, Meclis mutlaka devreye girmeli ve hak ettiğimiz bir Trafik Güvenliği Sistemini toplum ile birleşerek sıfırdan oluşturmalıdır.

Bunu başarabilmek için bugünkü konuşmamda sizlere neden Meclis çatısı altında bir Trafik Güvenliği Kriz Masası kurulması gerektiğini, ve bu oluşumun nasıl çalışacağını nedenleri ile anlatacağım. Çünkü KKTC’nin trafik güvenliği sorunları o denli boyutlara ulaşmıştır ki, bu sorunları ancak uzun vadede görevde kalacak, hükümetlerle çalışacak, ama hükümetlere direkt bağlı kalmayacak bir Kriz Masası oluşumunun çözmesi mümkündür.

Bekledikçe, oyalandıkça, ve doğruları yapmamaya devam ettikçe, bugün karşımızda duran felaket tablosunun değişmesini de kimse beklememeli …

Artık bu Meclisin trafik güvenliği hususundaki sorumluluklarının farkına varmasının ve bu sorumlulukları yüklenmesinin zamanıdır.

Artık BİLİME ve ETİK ANLAYIŞA sarılmanın, TOPLUMUN MENFAATİ için çalışmanın zamanıdır.

DURUM DEĞERLENDİRMESİ ve SORUN TANIMI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti trafiğinde hiçbirimiz güvende değiliz [sevgili dostlar] …

Acaba KKTC trafiğinde kendini güvende hisseden tek bir insanımız var mıdır? [Hiç sanmıyorum.]

Her geçen hafta insanlarımız trafikte ölmeye ve ağır yaralanmaya, sakat kalmaya devam ediyor.

Avrupa Birliği istatistiklerine göre her ölüme en az 5 ciddi yaralanma düşüyor!

İçinde bulunduğumuz 2017 yılında 14 insanımızı trafikte kaybettik. 1975 yılından bugüne kaybettiklerimizin sayısı ise 1887’ye ulaştı. Yani, AB ortalamalarından hareketle, son 43 yılda en az 9000 insanımız ciddi şekilde yaralandı. Bu ciddi şekilde yaralananlardan birçoğu ise sayısını tam bilmediğimiz kalıcı sakatlar listesine eklendi.

2007-2016 yılları arasında 389 insanımız KKTC trafiğinde can verdi. Yani, son on yıl içerisinde her yıl ortalama 39 insanımızı trafiğe kurban verdik.

Bugünkü hükümet bir yıllık görev süresini geçtiğimiz hafta doldurdu. Bu sürede KKTC trafiği 38 can daha aldı! Demek ki 10 yıldır değişmeyen bir tablo söz konusu …

Bu rakamlar felaketin aynı şekilde yıllardır devam etmekte olduğunu gösterir! Son bir yılda yitirdiğimiz 38 insanımızın isimleri işte burada, en altta yazıyor! Onların sevdikleri dışında bu isimleri hatırlamak isteyenimiz var mıdır?

Değerli dostlar, bu tablo felaketten de ötedir. Bu tablo büyük bir KRİZ tablosudur! Ne büyük bir krizde olduğumuzu daha iyi anlamaka için dilerseniz bir de dünyaya ve yakınımızdaki ülkelere bakalım …

Gelin hep birlikte son yıllarda en az ölü verdiğimiz 2012 yılı ile en çok ölü verdiğimiz 2013 yılı rakamlarına bakalım ve her 100 bin nüfusa düşen ölümleri değerlendirelim …

KKTC’de 2012 yılında 24 insanımızı kaybettik. 2013 yılında ise bu rakam 49’a çıktı. Aynı yıl Kıbrıs’ın güneyinde toplam 44 insan ölmüştü!

KKTC nüfusunu 300 bin kişi olarak kabul edersek, 2012 yılnda her 100 bin nüfusa düşen trafikte ölüm rakamı 8 olur. 2013 için bu rakam 16’dır!

Bakın bakalım, bu tabloda sıralanan başka ülkelerde 8 veya 16 gibi büyük (!) rakamlar görür müyüz? Böyle bir şey yok!

Bizde her 100 bin kişide 8’imiz trafikte ölürken, İsveç’te aynı yıla ait olan rakam 3.1 idi! Yani “en iyi” yılımızda bile biz İsveç’ten 2 buçuk kat daha berbatız! 2013 yılında ise İsveç’te ki ölüm oranından 5.7 kat daha berbatız!

Kıbrıs’ın güneyinden, Malta’dan, Avrupa Birliği ortalamasından, ve diğer ülkelerden kat be kat daha berbatız, “en iyi” yılımızda bile!!!

KRİZ

Oysa bunca yıldır söylenenleri ve yazılanları dinlemiş olsaydık, bu ölen kardeşlerimizden en az yarısı hayatta kalacaktı!

Dolayısı ile, toplum olarak hak ettiğimiz tablo kesinlikle bu olmamalı!

Bu kötüye doğru hızla devam eden gidişi durdurmak için ne yapıyoruz? Önemli olan budur!

Bunca yıl bu Meclis ne yaptı, gelmiş geçmiş hükümetler ne yaptı, politik partilerimiz ne yaptı, ve toplum ne yaptı?

TRAFİK GÜVENLİĞİ nerede, ey dostlar?

Sorumlular kimlerdir?

Kabul etmemiz lazım ki az önce bahsettiğim felaket tablosunun en büyük sorumlusu ve suçlusu DEVLETTİR ve gelmiş geçmiş HÜKÜMETLERDİR!

Toplumumuz da bu sorumluluğu paylaşmalıdır. Ama, sorumluluğun ağırı yine de devlette ve hükümetlerdedir.

Sorunun genel tespiti çok basittir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde hiçbir zaman TRAFİK GÜVENLİĞİ bir öncelik olmadı. Bu nedenden dolayı bugün bu felaket tablosu ile karşı karşıyayız. [Nokta!]

EĞİTİM, DENETİM, ve MÜHENDİSLİK–özellikle de TRAFİK MÜHENDİSLİĞİ–olmayınca DEVLET en temel sorumluluğundan kaçmış oldu. Evet, DEVLET en temel görevini yerine getirmedi, çünkü bizi korumadı. Ve biz trafikte öldük, öldürdük, yaralandık, yaraladık, sakat kaldık, sakat bıraktık.

Bilgisizlik, bilinçsizlik, ve umursamazlık bizi bu felakete mahkum etti.

Devlet kurumları bilime sarılmak, bilim insanlarımıza güvenmek yerine BİLİM DÜŞMANLIĞINI ve bilim insanlarını dışlamayı alışkanlık haline getirmiştir.

KRİZDEYİZ, sevgili dostlar. Eğer bu felaket tablosu yıllardır devam eden bir krize işaret etmiyorsa, başka hiçbir şey bizi bu gerçeğe uyandıramaz!

Söylemem gereki ki, krizde olduğumuzu kabul etmeyenler ile de bu sorun kesinlikle çözülemez!

Herkesin çok iyi anlaması lazım: Bugünkü akılla trafikte hayat kurtaramayız, ağır yaralanmaları önleyemeyiz. Ancak daha kötüye gidebiliriz. Ve kayda değer hiçbir şey yapmamaya devam ettikçe bugün baktığımız tablonun daha da kötüleşeceğini herkes şimdiden öngörebilmeli!

Daha da kötüleşmeden bu tabloyu değiştirmek ise bizim elimizdedir. HEPİMİZİN elindedir.

TRAFİK GÜVENLİĞİ NEDİR?

“Trafik güvenliği, yol sistemlerini kullanan canlıların–yani insan ve hayvanların–ölme ve ağır yaralanma riskini azaltmak için kullanılan metodlar ve alınan önlemler bütünüdür.”

Trafikte GÜVENLİK birincil öncelik olmalı … Ama bunu nasıl başaracağız?

Önce dünyanın trafik güvenliği sorunlarını nasıl çözdüğüne bir bakalım …

Trafik üç temel unsurdan oluşur: İNSANLAR, ARAÇLAR, ve YOLLAR …

Bu üç unsurun hepsi GÜVENLİ kılınmadıktan sonra trafikte güvenlikten bahsetmek imkansızlaşır.

EĞİTİM, DENETİM, MÜHENDİSLİK temellerinde çalışmayı öğreneceğiz. Bu üç temel unsura ek olarak ACİL HİZMETLER de dört dörtlük çalışacak ki trafikte hayat kurtarabilelim, kalıcı sakatlıkları önleyebilelim.

Avrupa ve dünyada birçok ülke bilime ve etiğe sarılarak çözümler üretirken KKTC trafiğindeki ölümlerin felaket ötesi bir oranda devam etmesini kim açıklamak ister?

Devam edelim …

Dünya “Güvenli Sistem Yaklaşımı” diyerek trafik güvenliği sorunlarını çözüyor. “Vizyon Sıfır” diyor, çünkü insanların trafikte ölmemesini, sakat kalmamasını amaçlıyor.

Dünya GÜVENLİ YOLLAR diyor. GÜVENLİ HIZLAR diyor. GÜVENLİ ARAÇLAR diyor, ve GÜVENLİ İNSANLAR diyor.

SIFIR ölüm, SIFIR ağır yaralanma/kalıcı sakatlık diyor.

Biz ne diyoruz?

KKTC’de trafik güvenliği için oluşturulmuş resmi bir vizyon dahi yok. Hiç de olmadı, yıllardır birçok kez tekrar tekrar söylenmiş, defalarca yazılmış olmasına rağmen …

EĞİTİM, DENETİM, ve MÜHENDİSLİK unsurlarından hangisi gerçek anlamda KKTC’de devrededir?

Okullarımızda olmayan trafik güvenliği eğitimi, çağın gerisinde kalmış denetim sistemi, ve hiç olmayan trafik mühendisliği mi bizi ileriye taşıyacak? İmkanı yok!

Çocuklarımızı eğitmiyoruz. Halkımızı eğitmiyoruz. Sürücülerimizi yeterince eğitmiyoruz. Sadece CEZAYA dayalı bir denetim sistemi ile her şeyi çözeceğimizi zannetmeye devam ediyoruz. MÜHENDİSLİĞE hiç inanmıyoruz!

Bu geri kalmış zihniyette olanlardan ölülerimizin ve sakat kalanlarımızın hesabını sormak zorundayız. Bunca yıldır dünya ilerlerken Kıbrıs Türk toplumunu trafikte ölülerini saymaya mahkum edenler ise bize hesap vermek zorundadır.

Krizden çıkmanın başka çaresi yoktur.

Vizyonun, misyonların, amaçların sadece ranta dönük pahalı işler yapmak olduğu bir ülkede trafikte hayat kurtarmak ve ağır yaralanmaları önlemek imkansızdır.

Ucuz siyasetin ve rantın BİLİMİ tamamen göz ardı ettiği, hatta yok saydığı bir ülkede trafiğin güvenli olmasını kimse beklemesin.

ÇÖZÜM YOLLARI

Dolayısı ile bu yanlışların hesapı verilmeden doğruyu bulmamız imkansız olacak.

Bakın dünya bize ne diyor … “Vizyon Sıfır” da, benzer yaklaşımlar da birçok çözümün basit ve düşük maliyetli olduğunu bize söylüyor!

İşte size basit bir Yeni Zelanda .., ve aslında bir dünya örneğinden bahsetmek isterim:

Bir anne iki çocuğu ile birlikte kırsal bir yolda eski model bir araçla ilerlerken küçük çocuğunun rahatsız olup ağlamaya başlaması üzerine, çocuğunu kontrol etmek için başını geriye çevirip bakar. Ancak bu arada hızla ilerlemekte olan aracının kontrolünu kaybeder. Kontrolden çıkan araç yolun kenarındaki ağaca sürücü tarafından çarpar, ve anne bu çarpışma sonucunda ölür.

Bu bir senaryo örneği … Bu anne ölmüştür, ama hayatta kalabilmesi için neler yapılabilirdi? Şimdi de bu soruyu insan hayatına önem veren ülkelerin nasıl cevapladığına bakalım ve aslında birçok çözümün düşük maliyetli olduğunu görelim.

Eğer;

  • Bu yolun banketleri asfalt dökülmüş olsaydı …
  • Yolun kenarları boyunca sürücüleri uyaracak tırtıklı sarsma bantları konmuş olsaydı …
  • Yanlış yerde olan ağaç ya ordan kaldırılmış, ya da önüne bariyer konmuş olsaydı …
  • Hız limitleri düşürülmüş olsaydı …
  • Güvenlik donanımları yüksel olan bir araçta seyahat edilmiş olsaydı …

Bu annenin hayatı kurtarılmış olacaktı.

Ne yazık ki, ülkemizde de geçtiğimiz yıl aynı şekilde yoldan çıkıp ağaca çarparak ölen insanlarımız vardır!!!

Trafikte ölümler artık kentlerimizin içlerine kadar inmiştir, ama biz trafiğimize daha çok bireysel aracın katılmasına göz yumuyoruz. Dolayısı ile yaya ve diğer korunmaya ihtiyacı olan yol kullanıcılarının ölümleri de çoğalmaya başladı.

Örneğin, yayaların ciddi şekilde yaralanması için veya ölmesi için çok yüksek hızlarar gerek yok …

İşte bakın …

30 kilometre-saat hıza ilerleyen bir araç bir yayaya çarptığında, o yayanın yaşama sansı %90’dır. kurtulur.

Hız 50 kilometre-saate çıktığında, yayanın yaşama şansı %50’ye düşer!

Hız 65 kilometre-saate çıktığında ise, yayanın yaşama şansı sadece %10’dur!

Ancak kentlerimizde daha güzel bir yaşam için yaya, bisiklet, ve toplu taşımaya önem vermemiz gerekir. Bu açıdan, ulaşım önceliklerimizi gözden geçirmemiz kaçınılmazdır.

Daha çok yürüyebileceğimiz, bisiklet sürebileceğimiz, daha çok toplu taşıma araçlarını kullanarak seyahat edebileceğimiz kentler yaratmak zorundayız.

NEDEN BAŞKALARI BAŞARIYOR, AMA BİZ BAŞARAMIYORUZ?

Kıbrıs’ın güneyine geçerken insanlarımız emniyet kemerlerini takıyor, telefonda konuşmuyor, sürat tahditlerine uyuyor.

Sınır kapıları 2003’te açıldı. Geçen 15 senede güneyde bir ölümlü çarpışma yaşadık Kıbrıslı Türkler olarak, ve bir çocuğumuzu kaybettik. KKTC’de ise 2003 yılından bugüne 644 insanımızı kaybettik!

O zaman, neden aynı insanlar KKTC trafiğinde habire çarpışma yaşıyor, ama Kıbrıs’ın güneyinde aynı felaketi yaşamıyor?

Cevap çok basit: Bizim devletimiz bizi korumaktan aciz olduğu için …

Kuzey Kıbrıs’ta gereken trafik denetimi yapılmadığı için, sınırı kuzeye doğru geçen hemen kemerini açıyor, telefonunu eline alıyor, sürat tahditlerine, ve tüm diğer trafik kurallarına uymuyor.

Devlet gereğini yapamalı ve yaşayan tüm insanları korumakla mükellef olduğunu bilmelidir.

O zaman sormak lazım:

Devlet nerede? Hükümet nerede?

SUNULMUŞ ÖNERİLER, GÖNÜLLÜ YARDIMLAR

Acaba, hiç kimse bu devlete, gelmiş geçmiş hükümetlere hiçbir katkı koymamış mıdır ki bunca yıldır Kıbrıs Türk toplumu trafikte büyük bir kriz yaşamaktadır?

Dünyanın tüm bilimselliği ile gelmiş geçmiş ve şimdiki yetkililere son 27 senedir çözüm yolları sunan değerli arkadaşlarımız olmuştur. Ancak bütün bu gayretlere rağmen, trafik güvenliğini Kuzey Kıbrıs’a getirmeyi başaramadık.

Bu geçtiğimiz 27 yıl boyunca yetkililerimiz 1238 insanımızın daha trafikte ölmesine göz yumdu!

Bilgisizliklerinin ve umursamazlıklarının arkasına saklanmaktan vazgeçip, trafik güvenliğinin gereklerini kabullenip uygulasalardı, trafiğe verdiğimiz kayıpların en az yarısı bugün hayatta olacaktı.

O zaman sormamız lazım …

Neden başka ülkeler başarabiliyor da biz başaramıyoruz?

Bu kadar küçük bir toplumda, yetkililere sunulan bilgiler uygulansa, polisimiz çağdaş bir örgüt olarak organize edilse, mühendisliğin gerekleri uygulansa, trafik güvenliği eğitimi verilmeye başlansa trafik sorunlarımızı çözmeye başlayabileceğiz.

Örneğin, TRAKAYAD, öğretmen sendikalarının tam desteği ve Telsim’in sponsorluğu ile Avustralya’da kullanılmakta olan trafik güvenliği eğitimi kitaplarını Türkçe’ye çevirmiş, ilk aşamada anasınıf ve ilkokul 1, 2, ve 3. sınıfları kapsayan iki kitabın 900’er kopyasını 2015 eğitim yılı başında Eğitim Bakanlığına teslim ettiler, ve beş kentimizde ilgili öğretmenlerimize üçer saatlik hizmet içi eğitimler verdiler. Bu çalışmalarının tümünü tamamen gönüllü olarak yaptılar, devletten de zerre para istemediler.

Bu kitaplar çocuklarımız çağdaş trafik güvenliği eğitimi alsın diye hazırlandı. Ama son 1.5 senede ne oldu?

Bu kitaplar resmi olarak eğitim müfredatlarımıza dahil edildi mi?

Benzer şekilde, bunca yıldır ilgili devlet kurumlarına önerilen bilimsel projeler hayata geçirildi mi? HAYIR!

Bugün hala bilinçsizlikten, umursamazlıktan, siyasi ve maddi ranttan dolayı çok yanlış şeyler yapılmaya devam ediliyor.

Bunca yıl trafik adına milyonlarca lira harcadık. Şehirler arası yolları aydınlattık, ama kavşakları karanlık içinde bıraktık. Çifte sıra beton bariyerler döşedik, ama bir o kadar uzunluktaki yolları bariyersiz bıraktık. Kimsenin kullanmayacağı kaldırımlar döşedik–Örneğin, Mağusa-Karpaz anayolunda, ama kaldırım gereken yerleri kaldırımsız bıraktık. Her tarafı kameralarla donattık, ama denetim sorununu teneke kutulara devrederek insanlarımızın cebinden para toplamak dışında hiçbir şey başaramadık. Çok basit çözümler dururken, en önce en pahalı ve en gereksiz işleri yapmayı seçtik, ama ne trafikte güvenliğe kavuştuk, ne ölümleri, ne de ağır yaralanmaları durdurabildik.

Örneğin, ehliyet sistemimiz çağın gerisinde, ve biz hala gençlerimizin eline ölüm fermanı verdiğimizin farkında değilmişiz gibi davranıyoruz!

HESAP VERME

Zaten trafikte en büyük sorun, trafik denetimi, trafik güvenlik eğitimi, ve trafik mühendisliği bilgisi ve inancı olmayanlardan, ölüm ve ağır yaralanmalara karşı umursuz ve duyarsız olanlardan trafik güvenliği sağlamasını beklemektir.

Özetle, tamamı FİYASKO ve topluma hizmet etmeyen bir sistemden bahsediyoruz! Devlet yapısı içerisinde bu karanlık tabloya rağmen, var olan bozuk sistemi savunan, hala değişmek istemeyen, ve değişime bilerek olarak engel olan sorumlu kişilerden bahsediyoruz!

Bunca yıldır kimse de topluma verilen büyük zararın hesabını sormadı. Sorumlu kimse de hesap vermeye yanaşmadı!

Bu yanlışların, bilim ve etik dışılığın hesabını tüm sorumluları mutlaka vermeli … ve verecek!

Aksi halde bize yakışan, insanların ölmediği ve ağır yaralanıp sakat kalmadığı bir trafik güvenliği sistemi yaratmamız imkansız olacak!

Daha önce bahsettiğim gibi, devlet ve gelmiş geçmiş ve bugünkü tüm hükümetler trafik güvenliği sorunlarını çözmediklerinden dolayı kesinlikle sorumlu ve suçludurlar!

Tüm hükümetler programlarına ulaştırma ve trafikle ilgili ama trafik güvenliği ile hiç alakası olmayan basmakalıp vaatler yazarlar. Bu vaatlerle toplumu uyutmaya çalışırlar, ama trafik güvenliği sorunlarını çözmeye gelince, kimseyi bulamazsınız!

Amaca hizmet edecek çok değerli raporlar hiç bir zaman kullanılmadan çöpe atılır, yok sayılır.

Demek ki, niyet yok, İNANÇ yok!

Dolayısı ile, devlet ve hükümetler toplumu ve kendi kendilerini bilinçsizliklerini ortaya koyarak aldatmaktan başka bir şey yapmıyorlar!

KRİZ MASASI ve DEĞİŞİM

Ama, eğer sorunları biliyorsak, trafik güvenliğinin öneminden farkındaysak, o zaman değişim nerede?

Doğruların bilinmesine rağmen, neden bu doğruları hayata geçirmek bu kadar zor bizim yönetenlerimiz için? Neden bir sürü yanlışa ve israfa imza atarlar, ama trafik güvenliği için hiçbir şey değişmez?

Bu toplum hala sesini çok çıkartmıyor, ama biliyorum ki kimse var olan durumdan memnun değil …

Dolayısı ile, toplumumuz adına, geleceğimiz adına bir DEĞİŞİM başlatmak zorundayız.

Değişim büyük bir külfettir, ama değişmek zorundayız.

Yıllardır trafik çarpışmlarından dolayı insanlar ölüyor, evlere hiç sönmeyen ateşler düşüyor, insanlarımız yaralanıp sakat kalıyor, ve akıl almaz rakamlarla ifade edilmeyecek mal kayıpları gerçekleşiyor.

Evet, tüm bu kayıplardan sorumlu ve bu kayıpların suçlusu devlet ve gelmiş geçmiş tüm hükümetlerdir.

O zaman çözümleri nasıl hayata geçirebileceğiz?

20 Ocak 2014 tarihinde Güzelyurt-Lefkoşa anayolunda meydana gelen ölümlü çarpışmanın ardından TRAKAYAD bu Meclisi tüm vekillere dağıttığı bir yazı ile uyarmıştı. “ACİL, ACİL, ACİL” demişti.

Meclis bünyesinde bir “Trafik Güvenliği Kriz Masası” kurulmalıdır demişti. Bugün hala aynı noktadayız, üç yılı aşkın bir zaman sonra …

Önerilen şöyle bir yapıdır: Kriz masası, milletvekillerden oluşacak bir “Trafik Güvenliği Soruşturma Komitesi”nden ve bir de bu komiteye bilimsel destek verecek, trafik güvenliği dallarında gerçekten uzman olan bir danışma kurulundan oluşacak.

Trafik Güvenliği Meclis Soruşturma Komitesi

  • Tüm sorumlu kişileri ve sistemleri sorgulayacak
  • Ölümlerin nedenlerini araştıracak ve ortaya çıkaracak
  • Politik liderlik ortaya koyacak ve lokomotif güç olarak görev yapacak

Trafik Güvenliği Uzman Kurulu

  • Soruşturma komitesine danışmanlık yapacak
  • Tüm trafik güvenliği planlamasını yönetecek
  • Gerçek bir Trafik Güvenliği Sistemi oluşturacak

Kriz masası

  • Bilimsel çalışacak
  • Etik standartlara uyacak
  • Şeffaf olacak
  • Toplumu/basını sürekli bilgilendirecek, çünkü toplumun çözümlere dahil edilmesi elzemdir.

Bu kriz masası oluşumu Kıbrıs’ın kuzeyinde topluma hizmet edecek bir Trafik Güvenliği Sistemi tesis edilene dek de görevde kalacak.

Büyük bir krizin içerisinde olduğumuza göre, bu kriz masasının kurulmasına hemen, acilen başlanmalı …

Aksi takdirde, bugün karşımızda olan tablo yarın değişmeyecek.

Ama sorumluluklarının farkında olan ve doğruları hayata geçirebilecek devlet ve hükümet nerede?

Devleti, bugünkü ve gelecek hükümetleri toplumumuza gerçek anlamda hizmet etmeye ve en önemlisi de bizleri trafik sorunlarına karşı korumaya mecbur edersek, ancak o zaman trafik güvenliği sorunlarımızı çözmeye başlarız.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanlar “Savaş öncesi, savaş sonrası, 63 öncesi, 63 sonrası, 74 öncesi, 74 sonrası …” diye diye uyutuldu, bireysel çözümlere itildi. Öğrenilmiş çaresizliğe mahkum edildi.

Bu düzen sayesinde ben-merkezci olduk, “ben” demeye alıştırıldık. Ve “biz” demeyi unuttuk.

“Biz” demediğimiz için de toplum olarak parçalara bölündük.

Toplum kendisine hizmet etmeyen, kendisini koruyamayan bir devlet yapısı yarattı, hükümetleri ile, meclisi ile, daireleri ile …

Eğer toplum olarak ciddi bir zihniyet devrimi yaratamazsak ve değişimi başlatamazsak, bunun sorumlusu ve suçlusu da bizler olacağız.

Dikkat ederseniz, bu konuşmamda “O köşede şu sorun var, bu köşede böyle sorun var, Girne-Lefkoşa yolu şöyle-şöyle sorunlu ..” diye konuşmadım. Çünkü KKTC’nin her yeri sorunludur. Sorun çok büyük ve çok ciddi olduğu için sorunları teker teker konuşmak yerine, bu sorunları bir bütün olarak nasıl çözebileceğimize bir çözüm getirmenin çok daha doğru olacağını düşündüm.

Dolayısı ile, bazı sunulmuş çözüm önerilerini hatırlatırken, esasta bir Kriz Masası oluşumuna odaklanmamız gerektiğini anlattım.

Zaten bu görüş uzmanlarımız tarafından da daha önce önerilmiştir.

Ancak …

Her sözcük gibi, “kriz” sözcüğünün de içerisinin boşaltılmış olduğu bir yerde yaşıyoruz. Ancak, bu kez, bu sözcüğün içinin oyulmasına fırsat vermeyeceğiz.

“Kriz Masası” diye adlandırılan her oluşumu kabullenmeyeceğiz.

Doğru bir kriz masası oluşumu için de savaşım vermeye devam edeceğiz.

Tüm hataların üzerine gideceğiz.

Vazgeçmeyeceğiz. Yılmayacağız.

Başarmak zorundayız. Ve inşallah başaracağız.

Teşekkür eder, saygılar sunarım.

TDP Milletvekili Zeki Çeler’in “KKTC’DEKİ TRAFİK GÜVENLİĞİ SORUNLARI ve ÇÖZÜM POLİTİKASI” hakkında konuşması.
Sesimizi duyur!
Sen de ses ver!
Paylaş Tweetle Paylaş