Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Emeğin sömürüsüne karşı binlerce kadın emekçinin başlattığı ve bu uğurda can vermiş yüzü aşkın kadının hak kavgası, yüz yılı aşkın bir süredir sürmekte ve günümüz dünyasında neo-liberal politikaların kadın bedeni ve emeği üzerinde yarattığı yıkım karşısında isyan ederek büyümektedir.

Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi, adamızda da, kadına yönelik şiddet ve baskı cinsel, fiziksel ve psikolojik olarak evlerimizde, iş yerlerimizde ve kamusal mekanlarda kendini göstermektedir. Ataerkil toplum yapısı ve bu yapı içerisinde şekillenen toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak da, kadının yerelden genele planlama ve karar alma mekanizmalarında söz sahibi olması engellenmektedir. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da, kadın bedenini metalaştıran, köleleştiren, şiddeti meşrulaştıran ve eşitlikten yoksun düzene isyan ediyor, bedenlerin ve zihinlerin özgürleşmesi mücadelesinde kararlılıkla yürüyoruz.
Toplumumuzda halen toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak, küçük yaştan itibaren kız ve erkek çocuklarının davranışları, ilgi alanları ve mesleki yönelimleri kesinleşmiş çerçeveler içinde belirlenmekte ve bu çerçeveler kapsamında kadınların yönetici konumuna veya meclis koltuklarına ulaşmaları engellenmektedir. Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) toplumsal cinsiyet eşitliğinin sadece kurumlarda kadın temsiliyetinin artması ile sağlanılamayacağının bilincinde olsa da, kadın temsiliyetinin önemli bir başlangıç noktası olduğunu savunmakta ve yerelden genele tüm planlama ve karar alma mekanizmalarında, kadınların erkeklerle eşit derecede katılımına olanak sağlayacak düzenlemelerin yapılmasındaki zorunluluğu yinelemektedir.
Meclis’teki kadın temsiliyeti, gazete manşetlerinde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri haberleri Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlik ve şiddet oranını ortaya koyabiliyorken, yine adanın kuzeyinde yapılan bir araştırma kadınların %75’inin hayatları boyunca en az bir kez fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını tespit etmektedir. Ancak bu toplumsal sorunun kabulünün de oldukça zor olduğunu gözlemlemekteyiz. Aile biriminde de kendini gösteren bu sorun, Kıbrıslı Türk toplumunun her hücresine yayılmış vaziyettedir. TDP bu sorun var oldukça, bu sorunun önemini vurgulamak ve giderilmesine yönelik çözüm yolunda mücadele etmeye devam etmekte ısrarcıdır.
Bu yıl yerel seçimler öncesindeki 8 Mart’ta kadının yerel yönetim mekanizmalarına katılımını ve erişimini sağlayacak düzenlemelerin önemine de bu vesileyle dikkat çekmek istiyoruz. Kentsel ve kırsal yaşamın tüm alanlarında eşit bir biçimde var olabilmek için, içinde yaşadığımız kentler ve köylerin şekillenmesi ve gelişmesinde söz sahibi olmalıyız. Bu nedenle tüm yerel mekanizmalarda eşit sayıda katılıma olanak sağlayacak düzenlemelerin aciliyetini de buradan haykırıyoruz. Kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi amacı ile tüm belediyelerde kadın birimlerinin kurulması ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelendirmelerin yapılmasını istiyoruz.
Uzun yıllar çözümsüzlükten beslenen bu düzenin değişebilmesi için önümüzdeki çözüm sürecinde kadınların etkin bir rol oynaması, olası bir çözümün sadece toplumdaki erkin ihtiyaçlarına değil, kadının da ihtiyaçlarına hitap etmesini sağlayacaktır. Savaşın ve çözümsüzlüğün en büyük mağdurları olan kadınların, barışı inşa ederken de söyleyecek birçok sözü vardır. Kadınlar savaş istemiyor ve vicdanımız savaş ve hazırlıklarını reddediyor.
TDP sözünü söylemek ve sesini duyurmak isteyen her kadını barış yolunda birlikte mücadele etmeye davet eder, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü saygıyla selamlar.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
Sesimizi duyur!
Sen de ses ver!
Paylaş Tweetle Paylaş