İçeriğe geç
Haberler

Erman Yaylalı: Vatandaş her ay biraz daha fakirleşiyor, hükümet ise seyrediyor

TDP MYK Üyesi, Ekonomi, Kalkınma, İstihdam ve Yerel İş Gücü Politikaları Sekreteri Erman Yaylalı, eylül ayı enflasyon verilerinin vatandaşın alım gücündeki kaybı daha da görünür hale getirdiğini belirtti. Enflasyonun özellikle eğitim, gıda, ulaşım ve konut giderlerinde yarattığı yükün aileleri doğrudan etkilediğini ifade eden Yaylalı, günü kurtaran ödemeler yerine üretimi, emeği ve yerel iş gücünü merkeze alan kalıcı bir ekonomi politikasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Melihat HaksızBasın Açıklamaları

Erman Yaylalı: Vatandaş her ay biraz daha fakirleşiyor, hükümet ise seyrediyor

‘’Enflasyon cebi, eğitimdeki artış aileyi vurdu’’ Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) MYK Üyesi, Ekonomi, Kalkınma, İstihdam ve Yerel İş Gücü Politikaları Sekreteri Erman Yaylalı, eylül ayı enflasyon verilerinin ülkedeki ekonomik tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyduğunu belirterek, hükümetin hayat pahalılığı karşısında kalıcı bir ekonomi politikası ortaya koyamadığını savundu. Eylül ayında enflasyonun yüzde 3,34, yılın ilk dokuz ayında yüzde 28,15, yıllık bazda ise yüzde 35,02 olarak gerçekleştiğine işaret eden Yaylalı, “Bunlar yalnızca istatistik değildir. Bu rakamların karşılığı vatandaşın mutfağında eksilen yemektir, ertelenen ihtiyaçtır, ödenemeyen faturadır. İnsanlar her ay biraz daha fakirleşiyor, hükümet ise bu tabloyu seyrediyor” dedi. “Maaş artıyor deniliyor, alım gücü yerinde durmuyor” Hayat pahalılığı oranlarının maaşlara yansıtılmasının tek başına ekonomik politika olarak sunulamayacağını belirten Yaylalı, ücretlere yapılan artışın daha vatandaşın cebine girmeden fiyatlar karşısında eridiğini kaydetti. Yaylalı, “Hükümet maaş artışlarını bir başarı gibi anlatıyor. Oysa mesele maaşın kaç lira olduğu değil, o maaşla ne alabildiğinizdir. Bir yıl önce bir market arabasını dolduran vatandaş bugün aynı parayla yarısını doldurabiliyorsa ortada başarı değil, ciddi bir alım gücü kaybı vardır” ifadelerini kullandı. “Eğitimde yüzde 12,52’lik artış normalleştirilemez” Eylül ayında en yüksek aylık artışın yüzde 12,52 ile eğitim grubunda gerçekleşmesinin özellikle çocuklu aileler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yaylalı, eğitime erişimin giderek daha maliyetli hale geldiğini vurguladı. “Bir ülkede aileler çocuklarının okul, servis, kırtasiye ve diğer eğitim giderlerini nasıl karşılayacağını düşünüyorsa ekonomik sorun artık yalnızca enflasyon değildir. Bu, doğrudan sosyal devlet meselesidir. Eğitim aileler için mali bir mücadele alanına dönüşmemelidir.” “Marketteki fiyatı vatandaş, yanlış politikanın bedelini yine vatandaş ödüyor” Endeks kapsamındaki 454 mal ve hizmetin ortalama fiyatının yalnızca bir ay içerisinde yükseldiğine dikkat çeken Yaylalı, fiyat artışlarının birkaç ürüne indirgenemeyecek kadar yaygın olduğunu kaydetti. Yaylalı şöyle devam etti: “Her açıklanan enflasyon rakamının ardından aynı tabloyu konuşuyoruz. Gıda pahalanıyor, ulaşım pahalanıyor, eğitim pahalanıyor, konut giderleri artıyor. Sonra vatandaşa ‘hayat pahalılığı verdik’ deniliyor. Önce insanları yoksullaştırıp ardından kayıplarının bir bölümünü geri vermek ekonomi yönetmek değildir.” “Bu ülkenin ihtiyacı seçime kadar değil, geleceğe kadar dayanacak bir ekonomi politikasıdır” Ekonominin günübirlik destekler ve seçim dönemlerinde açıklanan ödemeler üzerinden yönetilemeyeceğini ifade eden Yaylalı; yerel üretimin desteklenmesi, temel tüketim üzerindeki vergi yükünün gözden geçirilmesi, kayıt dışılıkla mücadele edilmesi ve yerel iş gücünün özel sektörde kalmasını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Yaylalı, “Bugün gençlerin bu ülkede çalışıp çalışamayacağını, ailelerin çocuklarını okutabilip okutamayacağını, emeklinin markete girdiğinde ne alabileceğini konuşuyoruz. Ekonomi politikası tam da budur. TDP olarak günü kurtaran değil, satın alma gücünü koruyan; üretimi, emeği ve yerel iş gücünü merkeze alan bir ekonomik düzeni savunuyoruz” dedi. Yaylalı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İnsanlara her ay biraz daha pahalı bir hayat sunup sonra bunun adını ekonomik istikrar koyamazsınız. Vatandaşın cebindeki gerçek, açıklamalardan daha güçlüdür.”

Son haberler