Madde 04

Ekonomik Adalet ve Üretim Temelli Büyüme

Adil vergi, düzenleyici devlet, üretim odağı

Kuzey Kıbrıs ekonomisinin sürdürülebilir, kendi kendine yeterli ve adil bir yapıya kavuşturulması TDP’nin temel hedeflerindendir. Ekonomik adalet, gelir dağılımının iyileştirilmesi, fırsat eşitliğinin sağlanması ve emeğin hakkının korunması demektir. Bugün toplumumuz yüksek hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler ve yapısal bağımlılıklar gibi ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır. TDP, bu sorunları aşmak için üretim odaklı bir kalkınma modeli benimseyecektir. Tüketimi borçlanarak finanse eden ve dış yardımlara bel bağlayan mevcut yapı yerine, kendi kaynaklarımızı harekete geçiren, üreterek zenginleşen bir ekonomik düzen kurmak istiyoruz. Bu doğrultuda, tarımdan sanayiye, turizmden enerjiye tüm sektörlerde planlı bir kalkınma hamlesi başlatacağız.

Makroekonomik İstikrar ve Mali Disiplin

Ekonomik büyümenin sağlıklı temellere oturması için makroekonomik istikrar şarttır. Yüksek enflasyon ve kur dalgalanmaları, halkımızın alım gücünü eritmekte ve geleceğe dair belirsizlik yaratmaktadır. TDP, istikrarlı fiyatlar ve öngörülebilir bir ekonomi için gereken tedbirleri alacaktır. Türk Lirası kullanan ekonomimizin maruz kaldığı yüksek enflasyon etkisini azaltmak amacıyla, maliye politikaları ve yapısal önlemlerle iç piyasada dengeyi sağlayacağız. Temel gıda, yakıt, elektrik gibi yaşamsal ürün ve hizmetlerde fiyat istikrarı için vergi düzenlemeleri ve gerekirse sübvansiyonlar uygulanacaktır. Asgari ücreti ve maaşları enflasyona karşı korumak için otomatik endeksleme sistemi getirilerek alım gücünün düşmesi engellenecektir.

Mali disiplini sağlamak da temel önceliklerimizden biri olacak. Kamu harcamalarında israfa son verilecek, bütçe açıklarını kronik hale getiren uygulamalar terk edilecektir. Vergi tabanı genişletilip vergi adaleti tesis edilerek, devlet gelirleri artırılırken düşük gelirli kesimlerin vergi yükü hafifletilecektir. Gelir vergisinde adaletli dilimler oluşturularak çok kazananların daha fazla katkı yapması sağlanacak; lüks tüketim ve servet unsurlarından alınan vergiler (örneğin yüksek değerli taşınmaz vergisi) artırılacaktır. Buna karşın temel ihtiyaç maddelerindeki dolaylı vergiler ve düşük gelirliler üzerindeki vergi yükü azaltılacaktır. Kayıt dışı ekonominin vergide yarattığı kayıpları önlemek için sıkı denetim ve teşvik politikaları birlikte yürütülecektir. Örneğin, işletmelere vergi indirimleri karşılığında istihdam bildirimini tam yapma şartı getirilecek; POS cihazı, e-fatura kullanımı yaygınlaştırılarak ticari işlemler kayıt altına alınacaktır. Kamu maliyesinde şeffaflık sağlanacak, bütçe harcamaları kalem kalem halkla paylaşılacaktır. Bütçe süreçlerine sivil toplumun katılımı teşvik edilecek, böylece kaynakların nereye harcandığı toplumsal denetime açık olacaktır. Kamu borç yönetiminde şeffaflık sağlanacak ve borçlanma mümkün olduğunca azaltılarak, gelecek nesillerin sırtına yük bırakılmayacaktır.

İstihdam, Ücretler ve Emek Hakları

Ekonomik adaletin önemli bir boyutu da emekçilerin korunması ve işsizliğin azaltılmasıdır. TDP, emeğin hak ettiği değeri alması gerektiğine inanır. Bu doğrultuda asgari ücreti, gerçek enflasyon ve hayat pahalılığı dikkate alınarak yılda birden fazla güncelleyebilecek bir sisteme geçeceğiz. Hedefimiz, asgari ücretin insanca yaşam düzeyine çekilmesi ve açlık sınırının kesinlikle üzerinde tutulmasıdır. Özel sektörde sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılacak, sendikal örgütlenme teşvik edilecektir. Toplu iş sözleşmesi hakkı yasal güvenceye kavuşturulacak; sendikasız çalışanların da temel hakları (ücretli izin, mesai ücreti, tazminat vb.) devlet tarafından sıkı şekilde denetlenecektir. İş yerlerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının uygulanması titizlikle takip edilecek, bu kurallara uymayan işverenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanacaktır. Kayıt dışı işçilikle etkin mücadele edilecek; ülkemizde çalışan yabancı uyruklu işçiler dahil herkesin kayıtlı, sigortalı ve güvenceli çalışması sağlanacaktır. Çalışma Bakanlığı bünyesinde daha fazla müfettiş istihdam ederek denetimler artırılacaktır.

İşsizliği azaltmak ve özellikle gençlerimize istihdam yaratmak temel önceliğimizdir. Bunun için bir yandan kamuda ihtiyaç olan alanlara adil ve şeffaf alımlar yapılırken, esasen özel sektörde yeni iş olanakları yaratılmasını sağlayacağız. Teşvik politikaları ile işverenlerin yeni istihdam yaratması özendirilecek; belirli bir süre için genç veya kadın istihdam eden işletmelere sigorta prim desteği gibi kolaylıklar sunulacaktır. Girişimciliği desteklemek üzere, kendi işini kurmak isteyen gençlere hibe ve düşük faizli kredi programları uygulanacaktır. Özellikle yenilikçi ve katma değerli sektörlerde start-up’lar, teknoparklar kurulması teşvik edilecek, bu sayede beyin göçünü tersine çevirme hedeflenecektir. Gençlerimize ve işsiz vatandaşlarımıza yönelik mesleki eğitim ve yeniden eğitim programları düzenleyerek, iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan alanlarda nitelikli eleman yetişmesini sağlayacağız. Örneğin turizm, bilişim, yenilenebilir enerji teknisyenliği, bakım hizmetleri gibi sektörlere yönelik hızlandırılmış kurslar ve sertifika programları açılacaktır. İş-Kur benzeri aktif işgücü politikası kurumları güçlendirilerek iş arayan ile işveren buluşturulacak, staj ve çıraklık programları yaygınlaştırılacaktır.

Emeğin korunması bağlamında, sosyal diyalog mekanizmaları da etkin işleyecektir. Üçlü karar mekanizmaları (hükümet-işçi-işveren temsilcileri) düzenli toplanacak; çalışma hayatını ilgilendiren yasal düzenlemeler bu diyalog ortamlarında olgunlaştırılacaktır. Emekli vatandaşlarımızın refahı da ekonomik adaletin bir parçasıdır. Emekli maaşlarının enflasyon karşısında erimesine izin verilmeyecek, intibak yasalarıyla eski emeklilerin maaşları iyileştirilecektir. Prim sisteminin sürdürülebilirliği sağlanırken, kimsenin yoksulluk sınırı altında emekli maaşı almaması temel ilkemiz olacaktır.

Üretim Odaklı Kalkınma

TDP’nin ekonomi politikası, verimli üretimi teşvik etmek üzerine kuruludur. Küçük ölçekli ve dışa bağımlı yapımızı değiştirmek için yerli üretimi her alanda destekleyeceğiz. Tarım, sanayi, teknoloji ve hizmet sektörlerinde üretkenliği bu sektörlerin birbirlerini destekleyecek şekilde artırarak ithalata bağımlılığı azaltmayı ve ihracatı mümkün kılmayı amaçlıyoruz. Planlı ekonomi Katılımcı bir yaklaşımı, devlet sektörel planlar yapacak ve yatırım yönlendirici rol üstlenecektir. Örneğin, tarımda hangi ürünlerin stratejik olduğu belirlenecek, bu ürünlerde kendine yeterlilik sağlanana dek devlet desteği yoğunlaştırılacaktır. Gıda güvenliği sağlamak, hem ekonomik hem sosyal önceliğimizdir. Temel tarım ürünlerinde (örneğin süt, et, patates, narenciye, tahıl vb.) kendi kendimize yeter hale gelmek ve piyasayı istikrarlı tutmak için gerekirse üreticiye alım garantisi verilecek, taban fiyat uygulamaları hayata geçirilecektir. Kooperatifçilik bu stratejide kilit önemdedir. TDP, geçmişte ülkemizde başarılı örnekleri görülen üretim ve tüketim kooperatiflerini yeniden canlandıracaktır. Küçük ölçekli üreticilerin kooperatif çatısı altında birleşerek pazarlık gücü kazanmalarını sağlayacak, kooperatiflere düşük faizli kredi ve vergi muafiyetleri gibi teşvikler sunacağız. Tarım Kredi Kooperatifleri, Süt Kooperatifleri, Tüketim Kooperatifleri gibi yapılar aracılığıyla hem üretici korunacak hem de tüketici daha uygun fiyatla ürün alabilecektir.

Girişimcilik ve ticaret

TDP, dünyadaki yeni ekonomik anlayışlar çerçevesinde rekabet edebilirliği, genç girişimciliği ve inovasyonu destekleyecektir. Yerel ve yabancı yatırımların bu amaca hizmet edecek şekilde kurgulanması için girişim başlatılacaktır. Bu çerçevede yıllar önce bu amaçla kurulan YAGA benzeri yapıların yeniden gözden geçirilmesi, ülke ihtiyaçlarına uygun yatırımların sağlanması, dar ve orta gelirli tüketicileri gözetecek bir ticaret politikası geliştirilmesi TDP’nin önceliği olacaktır. Ülkemizdeki işletmelerin büyük çoğunluğunun aile işletmeleri ve KOBİ’ler olduğundan hareketle, iş yapabilmenin önündeki engellerin azaltılması, genç girişimciliğin teşvik edilmesi, aile şirketlerinin kurumsallaştırılması, adil rekabeti bozacak unsurların üzerine gidilmesi, belli sektörlerde yaşanan monopol oluşumlar yerine adil rekabet şartlarının oluşturulması yoluna gidilecektir. İşletmelerin vergi ve diğer yasal yükümlülüklerini devlet dairelerine gitmeden, çevrim içi modellerle yapabilmelerinin yolunu açarak, gerek girişimcilik kolaylaştırılacak, gerekse kayıt dışı ekonominin engellenmesi için gerekli koşullar sağlanacaktır. İş dünyası ve esnaf odalarıyla sağlıklı bir diyalog kurulacak, çalışan haklarını gözeten; adil rekabet, sürdürülebilir bir ekonomi ve verim odaklı bir ticaret hayatının oluşturulması sağlanacaktır. Piyasayı ucuzlatacak, Güney ekonomisiyle rekabet edebilme koşullarını artıracak, sektörlere girişi kolaylaştıracak, çalışan haklarını gözeten, sürdürülebilir bir çevre odaklı iş yaşamı desteklenecektir.

Tarım ve Hayvancılığın Geliştirilmesi

Tarım sektörü, ülkemizin hem geleneksel geçim kaynağı hem de stratejik alanlarından biridir. TDP, Tarım Master Planı hazırlayarak uzun vadeli politikalarla tarımı ayağa kaldıracaktır. Çiftçilerimizin girdi maliyetlerini düşürmek için mazot, gübre, tohum, yem gibi kalemlerde destekler artırılacak; bu destekler planlı üretim şartına bağlanarak piyasadaki arz-talep dengesi korunacaktır. Modern sulama teknikleri yaygınlaştırılarak suyun verimli kullanılması sağlanacak; Türkiye’den gelen suyun tarımsal üretimde etkin değerlendirilmesi için altyapı yatırımları (ana dağıtım hatları, göletler, damla sulama sistemleri) hızlandırılacaktır. Tarımda ürün çeşitliliğini artırmak amacıyla Ar-Ge destekleri verilecek, Üniversitelerimizin ziraat birimleriyle iş birliği içinde bölgeye uygun katma değeri yüksek yeni ürünlerin ekimi teşvik edilecektir. Örneğin tıbbi aromatik bitkiler, seracılık, organik tarım alanlarında üreticilere eğitim ve başlangıç desteği sağlanacaktır. Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları için sertifikasyon sistemi getirilecek, böylece ürünlerimizin kalitesi hem iç piyasada hem olası ihracat pazarlarında yükselecektir.

Hayvancılık sektöründe de kendi yemimizi mümkün olduğunca üretmeye yönelip yem ithaline bağımlılığı azaltacağız. Mera ıslah projeleriyle otlatma alanlarını genişletecek, silajlık ekim ve yem bitkisi üretimini teşvik edeceğiz. Küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi) özellikle desteklenerek hem geleneksel hellim/halloumi peynirimizin hammaddesi sağlanacak hem de kırsalda istihdam korunacaktır. Hellim peynirinin coğrafi işaret tescili (AB’de) alındığı göz önüne alındığında, bu ürünü ihracat kalemine dönüştürmek için kalite standartlarına uygun üretim yapan mandıralar desteklenecek, üreticiler kooperatifler aracılığıyla hem iç hem dış pazarda korunacaktır. Veteriner hizmetleri güçlendirilerek, hayvan hastalıklarıyla mücadele programları uygulanacak, kayıtlı ve sağlıklı hayvan varlığı arttırılacaktır. Et ve süt üreticilerinin emeğinin karşılığını alabilmesi için fiyat istikrar fonu gibi mekanizmalar devreye alınacak; et-süt piyasasında spekülatif fiyat dalgalanmaları önlenecektir.

Tarım ve hayvancılığın genç kuşaklar için cazip hale getirilmesi de önemlidir. Bu amaçla kırsal kalkınma programları uygulanacak; köylerde yaşayan genç çiftçilere hibeler, ekipman destekleri sağlanarak üretime katılımları teşvik edilecektir. Kırsal kesimde yaşam standardını yükseltmek için altyapı (yol, internet, sulama, elektrik) yatırımları yapılacak, böylece tarımsal üretim için elverişli bölgeler boşalmaktan kurtulacaktır. Toprak reformu niteliğinde adımlarla, kamunun atıl arazileri üretime kazandırılmak üzere gerekirse topraksız veya az topraklı çiftçilere kiralanacak ya da tahsis edilecektir. Tüm bu politikalarla hedefimiz, halkımızın gıda egemenliğini sağlamak, dışa bağımlı değil kendi kendine yeten bir tarım sektörüne ulaşmaktır.

Sanayi ve KOBİ’lerin Desteklenmesi

KKTC ekonomisinde imalat sanayi sınırlı olsa da, belirli niş alanlarda sanayimizi geliştirme potansiyeli mevcuttur. TDP, küçük ve orta boy işletmeleri (KOBİ) kalkınmanın belkemiği olarak görmektedir. Sanayi sektöründe özellikle gıda işleme, inşaat malzemeleri, mobilya, tekstil gibi alanlarda faaliyet gösteren KOBİ’lere düşük faizli kredi, yatırım teşviki, vergi indirimi gibi destek paketleri sunulacaktır. Organize sanayi bölgelerinin alt yapısı iyileştirilecek, enerji maliyetlerini düşürmek için bu bölgelerde yenilenebilir enerji projeleri (örneğin çatı güneş panelleri) teşvik edilecektir. Üretimde kaliteyi artırmak için standardizasyon ve sertifikasyon kuruluşları desteklenecek, yerli ürünlerimizin kalitesinin belgelenmesi ve rekabet gücünün artması sağlanacaktır. Dijital dönüşüm, sanayi ve KOBİ’ler için de kritik önemdedir: İşletmelerin dijital çağa uyum sağlaması, e-ticaret kapasitelerini geliştirmesi için eğitim ve danışmanlık programları başlatacağız.

Sanayicilerimizin en büyük sorunlarından biri olan pazar bulma konusunda devlet destekli girişimler olacak: Türkiye ve üçüncü ülke pazarlarında ticaret ofisleri ve fuar katılımları ile ürünlerimizin tanıtımı yapılacak. Kuzey Kıbrıs’ta üretilen ürünlerin yurt dışında kabul görmesi için “Made in North Cyprus” imajını güçlendirecek adımlar atılacak, kalite ve güven vurgusu yapılacaktır. İhracatı teşvik amacıyla ihracat yapan şirketlere nakliye destekleri, gümrük işlemlerinde kolaylıklar gibi uygulamalar devreye girecektir. Ayrıca Yeşil Hat Ticareti kapsamındaki fırsatları genişletmek için Kıbrıs Rum tarafı ve AB ile diyaloğa açık olacağız; üreticilerimizin Güney’e ve AB’ye satış yapabilmesi önündeki engelleri kaldırmak için çalışacağız. Orta vadede, çözüm durumunda AB gümrük birliği ve tek pazarına entegrasyona hazırlık için bugünden sanayicilerimizi bilgilendirecek ve teknik destek vereceğiz.

Turizm ve Sürdürülebilir Kalkınma

Turizm sektörü, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin lokomotiflerinden biridir. Ancak bugüne kadar turizm potansiyelimiz tam olarak değerlendirilememiş, sektör genellikle büyük oteller ve casinolar etrafında şekillenmiştir. TDP, sürdürülebilir ve çeşitlendirilmiş turizm anlayışını hayata geçirecektir. Ülkemizin tarihsel, doğal ve kültürel zenginliklerini ön plana çıkaran bir turizm politikası izleyeceğiz. Karpaz Yarımadası, Girne tarihi limanı, Lefkoşa Surlariçi, Güzelyurt’un doğal güzellikleri, Magosa’nın antik ve ortaçağ mirası gibi farklı bölgelerimize özgü temaları geliştirerek her bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacak turizm modelleri oluşturacağız. Kitle turizminin ötesine geçip eko-turizm, agro-turizm, kültür turizmi, sağlık turizmi, eğitim turizmi gibi alanlara yöneleceğiz. Örneğin Karpaz bölgesinde doğa yürüyüşleri, kuş gözlemi, organik çiftlik deneyimi gibi eko-turizm faaliyetlerini teşvik edeceğiz. Güzelyurt-Lefke bölgesinde kültürel miras ve eko-turizm rotaları oluşturacağız. Sağlık turizmi kapsamında sıcak su kaplıcalarımız, kaliteli sağlık hizmeti altyapımız ve rehabilitasyon merkezleriyle özellikle bölge ülkelerinden ziyaretçi çekmeyi planlayacağız.

Turizmde çevreyi ve kültürel dokuyu korumak temel ilkemiz olacak. Turistik yatırım projeleri, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinden tavizsiz geçecek; deniz kıyıları, ormanlar ve özel ekosistemler turizm uğruna tahrip edilmeyecek. Yeni büyük ölçekli otel yatırımlarında, belirlenecek bölgesel planlar ve ihtiyaç analizleri esas alınacak; kontrolsüz betonlaşmaya izin verilmeyecektir. Mevcut otellerin ve işletmelerin ise kaliteli hizmet sunmaları, çalışan haklarına saygı göstermeleri ve çevre standartlarına uymaları sağlanacaktır. Küçük ölçekli turizm işletmelerine (butik otel, pansiyon, restoran vb.) kredi ve hibe gibi desteklerle yaygınlık kazandıracağız; turizm gelirlerinin sadece büyük sermayeye değil, esnafa ve köy halkına da yansımasını istiyoruz. Alternatif turizm olarak spor, kongre ve festival turizmine odaklanacağız: Kuzey Kıbrıs’ın iklimi ve doğal yapısı, yıl boyu spor kampları (örneğin futbol, atletizm), bisiklet turları, maratonlar için uygundur; bu alanlarda uluslararası etkinlikler çekmeye çalışacağız. Üniversitelerimizin varlığı bir avantaj; eğitim turizmi potansiyelini kaliteli öğrenci çekerek ve akademik etkinlikler düzenleyerek geliştireceğiz. Ayrıca kültürel festivaller (müzik, tiyatro, belgesel film festivalleri gibi) ile hem turizmi canlandırmak hem de kültür-sanat hayatını zenginleştirmek mümkün olacaktır.

Enerji ve Doğal Kaynaklar

Ekonomimizin rekabet gücü büyük ölçüde enerji maliyetlerine bağlıdır. Bugün elektrik üretimimiz pahalı ve çevre kirliliğine yol açan kaynaklara dayalıdır. TDP, enerjide yenilenebilir ve temiz kaynaklara geçişi hızlandıracaktır. Güneş enerjisi, ülkemizin en bol ve temiz kaynağıdır. Çatılara güneş paneli projesini devlet desteğiyle yaygınlaştıracağız; hanelerin ve işletmelerin kendi elektriğini üretmesi teşvik edilip fazla enerjiyi şebekeye satmasının önü açılacaktır. Büyük ölçekli güneş tarlaları ve rüzgar enerjisi santralleri için kamu-özel iş birliği modelleri geliştirilecek, gereken mevzuat düzenlemeleri hızla yapılacaktır. Enerji çeşitliliğini sağlamak ve arz güvenliğini arttırmak için Türkiye ile enterkonnekte elektrik kablo bağlantısı projesini teknik ve ekonomik fayda temelinde değerlendireceğiz. Eğer bu proje çevresel ve ekonomik olarak yapılabilir ise, Kuzey Kıbrıs’ın elektrik ihtiyacı kesintisiz ve uygun fiyatlı şekilde karşılanabilecek, hatta ileride Avrupa’ya enerji ihracı bile gündeme gelebilecektir. Ancak, enerji alanında dışa bağımlılığı azaltmanın en kalıcı yolu kendi yenilenebilir kaynaklarımıza yatırım yapmaktır. Hedefimiz orta vadede elektriğimizin en az %50’sini güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan elde etmektir.

Enerji verimliliği de üzerinde duracağımız bir konudur. Binalarda ısı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri, kamuya ait binalarda güneş enerjili su ısıtma gibi uygulamalar teşvik edilecek; enerji tasarrufu ile hem çevreye hem ekonomiye katkı sağlanacaktır. Ulaşımda elektrikli araçların kullanımını yaygınlaştırmak için şarj altyapısı kurulacak, elektrikli araçlardan alınan vergiler azaltılacaktır. Bu sayede fosil yakıta bağımlılık ve karbon emisyonları azalırken, halkımız daha düşük enerji maliyetlerinden faydalanacaktır.

Doğal kaynakların yönetiminde şeffaf ve kamu yararını gözeten bir anlayış benimsenecek. Su kaynaklarımızın verimli kullanımı kritik önemdedir: Türkiye’den gelen suyun adil dağılımı ve israf edilmeden kullanımı sağlanacaktır. Tarımsal sulamada bu suyun en makul fiyatlarla çiftçiye ulaştırılması, aynı zamanda suyun boşa akmaması için modern sulama tekniklerinin şart koşulması planlanmaktadır. Yeraltı su kaynaklarının aşırı kullanımını engellemek için sıkı denetim ve gerekirse kısıtlama getirilecek, su kuyuları kayıt altına alınacaktır. Maden ve taş ocakları gibi faaliyetler, çevreye zarar vermeyecek şekilde düzenlenecek; özellikle geçmişte büyük çevre tahribatına yol açmış Lefke bölgesindeki eski maden sahalarının (CMC gibi) rehabilitasyonu için uluslararası uzmanlarla çalışılacak, bu konuda kaybedilen zaman telafi edilecektir.

Kamu Yatırımları ve Altyapı

Ülkemizin ekonomik büyümesini tetikleyecek önemli faktörlerden biri de akılcı kamu yatırımlarıdır. Ulaşım altyapısı, haberleşme altyapısı, sulama ve enerji altyapıları geliştikçe özel sektör de gelişir, yatırım gelir. TDP, rant odaklı ve plansız projeler yerine, stratejik altyapı yatırımlarına kaynak ayıracaktır. Karayollarımızın durumu hem ekonomik verimlilik hem can güvenliği açısından ele alınacak; yol bakım-onarım çalışmaları sürekli hale getirilecek, özellikle trafik güvenliği artırılacaktır. Duble yolların eksik kalan kısımları tamamlanacak, tehlikeli virajlar ve kavşaklar düzenlenecektir. Trafik kazalarını önlemek için yol kalitesini iyileştirmenin yanı sıra denetimleri ve cezaları caydırıcı şekilde artıracağız; aşırı hız, alkollü araç kullanımına karşı taviz vermeyeceğiz. Kent içi ulaşımlarda toplu taşıma sistemlerini güçlendireceğiz: Yeni otobüs güzergahları, modern otobüs filoları devreye sokularak hem vatandaşın ucuz ve güvenli ulaşımı sağlanacak hem de trafikteki özel araç sayısı azaltılacaktır. Özellikle Lefkoşa-Girne-Gazimağusa üçgeninde düzenli ve sık toplu taşıma hatları kurulacak, öğrenciler ve çalışanlar için alternatif ulaşım seçenekleri sunulacaktır.

Haberleşme altyapısında dünya standartlarını yakalamayı hedefliyoruz. İnternet erişimi günümüzde temel altyapı haline gelmiştir; fiber optik altyapıyı tüm bölgelere yaymak ve yüksek hızlı, kesintisiz interneti her haneye ulaştırmak için kamu öncülüğünde yatırımlar planlanacaktır. Mobil iletişimde 5G teknolojisine geçiş için gerekli frekans planlamaları ve altyapı izinleri hazırlanacak, operatörlerle iş birliği içinde bu teknolojiler halkımızın kullanımına sunulacaktır. Dijital ekonomiye altlık oluşturacak bu adımlar, hem vatandaşın yaşam kalitesini artıracak hem de bilişim sektörünün gelişmesine imkan verecektir.

Sanayi bölgeleri, limanlar, telekomünikasyon gibi alanlarda kamu yatırımlarını planlarken, bunların ekonomiye çarpan etkisi gözetilecektir. Örneğin Mağusa Limanı’nın modernizasyonu, deniz ticaretimizin gelişmesi için önemlidir; bu konuda uluslararası hukuk engelleri de düşünülerek, çözüm perspektifiyle AB finansmanı dahil seçenekler değerlendirilecektir. Ercan Havalimanı’nın uluslararası uçuşlara açılması nihai hedefimiz olmakla birlikte, bu gerçekleşene kadar mevcut hattın rekabetçi olması için farklı havayollarını ve seferleri teşvik edeceğiz, bilet fiyatlarını düşürecek adımları atacağız.

Tüm ekonomik programlarımızda nihai hedef, insan onuruna yaraşır bir yaşam standardını toplumun geneline yaymaktır. Ekonomik büyüme tek başına yeterli değildir; önemli olan bu büyümenin meyvelerinin adil paylaşılması, refahın tabana yayılmasıdır. TDP, “bireysel değil toplumsal menfaati öngören” bir ekonomik vizyonla yapısal sorunlara çözüm üretecek projelerle halkın karşısına çıkmaktadır. Ekonomide kendi kendimize yetebilen, üreterek zenginleşen, emeğiyle hakça kazanan insanların ülkesi için çalışacağız.