Madde 07

Çevre Adaleti ve Sürdürülebilirlik

Yenilenebilir enerji, su yönetimi, iklim direnci

TDP, çevreyi gelecek kuşaklardan emanet almış bir nesil olarak görür ve doğayla uyumlu bir kalkınma modelini savunur. Kuzey Kıbrıs’ın doğal güzellikleri, zengin biyolojik çeşitliliği ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı hem korunması gereken kıymetlerimiz hem de sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Ne yazık ki uzun yıllardır plansız ve denetimsiz faaliyetler sonucunda çevremiz ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmıştır: Orman yangınları ve kaçak ağaç kesimleri orman varlığımızı azaltmakta, vahşi yapılaşma sahillerimizi ve doğal sit alanlarını tahrip etmekte, atık sorunları toprak ve suyumuzu kirletmektedir. İklim krizi de tüm dünya gibi adamızı etkileyen, su kıtlığı ve aşırı hava olaylarıyla kendini hissettiren acil bir sorundur. TDP, çevre adaleti ilkesini benimseyerek, doğal varlıkların korunmasını ve herkese temiz bir çevre sunulmasını sosyal adaletin ayrılmaz bir parçası addeder. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak en büyük sorumluluklarımızdandır.

Karpaz bölgesindeki bakir Altın Kumsal (Golden Beach) sahili, Kuzey Kıbrıs’ın korunması gereken eşsiz doğal miraslarından biridir. TDP, kıyılarımızı ve tüm doğal alanlarımızı gelecek nesiller için koruyacak politikaları hayata geçirmeyi taahhüt eder.

Doğal Alanların ve Biyolojik Çeşitliliğin Korunması

Kuzey Kıbrıs, Akdeniz’in en güzel sahillerine, nadir endemik türlere ev sahipliği yapan özel bir coğrafyadır. TDP, korunan alanları genişletecek ve etkin yönetecektir. Mevcut milli parklar, özel çevre koruma bölgeleri (ÖÇKB) ve sit alanlarının sınırları gözden geçirilip gerektiğinde genişletilecek; Karpaz Özel Çevre Koruma Bölgesi başta olmak üzere koruma kararlarına aykırı uygulamalara kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Örneğin Karpaz Yarımadası’nda yıllardır gündeme gelen büyük ölçekli otel ve marina projeleri yerine, bölgenin doğal dokusuna uygun ekoturizm odaklı küçük ölçekli gelişmeler desteklenecek; Altın Kumsal gibi Caretta caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanı olan sahiller tamamen koruma altında tutulacaktır. Caretta caretta ve Chelonia mydas (yeşil kaplumbağa) gibi türlerin yuvalama dönemlerinde koruma ekipleri ve gönüllülerle iş birliği yapılarak yuvaların güvenliği sağlanacak, ışık ve gürültü kirliliğine karşı önlemler alınacaktır. Kıyılardaki kum tepeleri, deniz ekosistemleri ve sulak alanlar (örneğin Gönyeli Barajı, Güzelyurt Gölü, Kanlıköy göleti gibi) entegre koruma planlarıyla izlenecek; buralara müdahale etmek isteyenlere yasal yaptırımlar caydırıcı şekilde uygulanacaktır.

Ormanlar ve Ağaçlandırma

Orman varlığımızı artırmak, iklim değişikliğiyle mücadelede ve biyolojik çeşitlilik açısından kritiktir. Her yıl yaşanan orman yangınlarının önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için kapsamlı bir eylem planı uygulayacağız. Yangın gözetleme kuleleri ve erken uyarı sistemleri yaygınlaştırılacak, orman köylerinde gönüllü yangın timleri eğitilip desteklenecektir. Orman İtfaiyesi birimi teknik ekipman ve personel olarak güçlendirilecek, yangın helikopteri/uçağı gibi imkanlar Türkiye ile iş birliği halinde bölgeye konumlandırılacaktır. Yangınlardan zarar gören alanların hızla rehabilitasyonu için bilimsel yöntemlerle ağaçlandırma yapılacak, doğal gençleşme desteklenecektir. Genel olarak ağaçlandırma kampanyaları ülke çapında teşvik edilecektir: “Her yeni doğan bebek için bir fidan”, “okullara hatıra ormanı” gibi projelerle halkın katılımı sağlanarak orman varlığımız genişletilecektir. Kent ağaçlandırmalarına da önem verilecek, şehirlerimizde yeşil alan oranı artırılacak, kişi başına düşen yeşil metrekaresi miktarı Dünya Sağlık Örgütü tavsiyelerine yaklaştırılacaktır.

Kıyıların ve Denizlerin Korunması

TDP, kıyılarımızın rant uğruna betonlaşmasına kesin olarak karşı durur. Kıyılar halkındır; anayasal olarak da kıyıların herkesin serbest kullanımına açık olması gerekir. Bu ilkeye uygun olarak, plajların ve sahil şeritlerinin kamuya kapatılmasına son vereceğiz. Otellerin veya sitelerin işgali altındaki kıyı alanları halka açılacak, kıyı şeridi boyunca en az 100 metrelik bantta yapılaşma yasağı titizlikle uygulanacaktır. Deniz ekosistemini tehdit eden balık çiftlikleri, santral deşarjları, kanalizasyon atıkları gibi unsurlar sıkı denetlenecek; arıtmadan denize bırakılan atıklara yaptırım uygulanacak, tüm yerleşimler için uygun arıtma tesisleri kurulacaktır. Girne kıyılarındaki arıtma kapasitesi arttırılacak, Mağusa ve İskele bölgesinde kanalizasyon ve arıtma altyapısı iyileştirilecektir. Sürdürülebilir balıkçılık politikası ile deniz canlılarının neslinin tükenmemesi güvence altına alınacak; av yasaklarına uyum denetlenecek, küçük balıkçıları desteklerken kaçak ve endüstriyel yıkıcı avcılık yöntemleri engellenecektir.

İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum

Ada ülkemiz, iklim krizinin etkilerine karşı kırılgan durumdadır. Azalan yağışlar, artan sıcaklıklar su kaynaklarımızı baskılamakta, tarımı zorlaştırmaktadır. TDP, küresel iklim eyleminin bir parçası olmayı taahhüt eder. Uluslararası anlaşmalara taraf olamasak da, Kıbrıs’ın toplam karbon emisyonunu azaltmaya yönelik yerel hedefler belirleyeceğiz. Yenilenebilir enerjiye geçiş, elektrikli ulaşım, enerji verimliliği gibi konularda attığımız adımlar zaten iklim mücadelesine katkıdır (Bkz: Enerji politikalarımız). Bunun yanı sıra, iklim uyum planları hazırlayacağız: Su yönetimi bunların başında gelir. Su kıtlığı riskine karşı tarımda modern sulama teknikleri, gri su geri dönüşümü, yağmur suyunun depolanması gibi uygulamalar yaygınlaştırılacak. Yeni inşaatlarda yağmur suyu toplama sistemleri teşvik edilecek; şehirlerde suyun tutulması için yeşil alanlar ve uygun altyapı (geçirgen yüzeyler, sarnıçlar) planlanacaktır.

İklim değişikliğinin getirebileceği aşırı hava olaylarına (ani sel, fırtına vb.) karşı afet yönetim planları güncellenecek. Dere yatakları temizlenip işgallerden arındırılarak olası taşkınlar önlenecek; kentlerde yağmur suyu drenaj projeleri hızla tamamlanacaktır. Sıcak dalgalarına karşı şehirlerde gölgelendirme, ağaçlandırma ile serin alanlar oluşturulacak, su sıkıntısı durumunda kademeli tedbir planları (önceliklendirme, tasarruf çağrıları vb.) hazır bulundurulacaktır. Ayrıca eğitim kampanyalarıyla vatandaşlar iklim konusunda bilinçlendirilecek, karbon ayak izini azaltma yolları (enerji tasarrufu, geri dönüşüm, toplu taşıma kullanımı gibi) teşvik edilecektir.

Sürdürülebilir Şehircilik ve Ulaşım

Çevreyi korumanın bir yönü de insan yerleşimleriyle doğa arasındaki dengeyi kurmaktır. TDP, planlı şehirleşme ilkesine kesinlikle uyacaktır. Ülkesel Fizik Plan bilimsel doğrultuda güncellenecek ve tavizsiz uygulanacaktır. Plansız, alt yapısız, gelişigüzel betonlaşma dönemine son verilecek; her kente ve beldeye o yerin özelliklerini dikkate alan nazım imar planları kazandırılacaktır. İmar planlarında yeşil alan, sosyal donatı, yol altyapısı, afet riski gibi unsurları gözetmeyen hiçbir projeye izin verilmeyecektir. Yüksek katlı binaların uygun olmadığı bölgelerde (örneğin dar yolların ve altyapının kaldıramayacağı mahallelerde) bu tür projeler kısıtlanacak; tarihî ve kültürel dokunun korunması gereken bölgelerde sit kuralları kesinlikle uygulanacaktır. Kaçak yapılar ve ruhsatsız eklentiler konusunda denetimler sıkılaştırılacak, kim olursa olsun ayrıcalık tanınmayacaktır.

Ulaşım konusunda sürdürülebilirlik, çevre politikalarımızın parçasıdır. Toplu taşıma sistemini geliştirmek hem karbon emisyonlarını hem de trafik sıkışıklığını azaltacağından, bu alana yatırım yapıyoruz (Bkz: Ekonomi bölümümüzde Ulaşım altyapısı ve toplu taşıma). Ayrıca kent içi ulaşımda bisiklet ve yaya yollarını yaygınlaştıracağız. Özellikle düz ve uygun alanlarda (Mağusa, Lefkoşa Mesarya hattı, Güzelyurt vb.) bisiklet yolu ağları kurularak, vatandaşların işe veya okula bisikletle güvenli biçimde gidebilmeleri sağlanacaktır. Şehir merkezlerinde trafik yatıştırma (traffic calming) önlemleri alarak yaya güvenliğini artıracağız: Kaldırımlar özel gereksinimliler ve pusetler için uygun hale getirilecek, yayalaştırılmış alışveriş sokakları, meydanlar çoğaltılacaktır. Bu sayede egzoz gazı kirliliği de azalacak, şehir yaşam kalitesi yükselecektir.

Atık Yönetimi ve Temizlik

Çevre adaletinin sağlanmasında en somut göstergelerden biri temiz bir çevrede yaşamaktır. Çöp dağları, derelere atılan atıklar, etrafa yayılan çöpler kabul edilemez. TDP, bütüncül bir atık yönetim stratejisi uygulayacaktır. “Azalt, yeniden kullan, geri dönüştür” prensipleriyle hareket edeceğiz. Ambalaj atıkları, cam, metal, kağıt ve organik atıklar için ayrı toplama sistemini ülke genelinde yaygınlaştıracağız. Belediyelerimizin geri dönüşüm altyapısını güçlendirecek, her konuta ve işyerine ayrıştırma yapmaları için gerekli ekipmanı (farklı renkli çöp torbaları/kutuları vb.) temin edeceğiz. Geri dönüşüm tesislerini bölgesel bazda planlayıp kuracak, bu sektöre özel yatırımları teşvik edeceğiz. Özellikle organik atıklardan kompost üretimi ve biyogaz eldesi gibi projelerle atıkları ekonomiye geri kazandıracağız. Katı atık depolama alanları uluslararası standartlara uygun hale getirilecek; vahşi çöp döküm sahaları tamamen kapatılıp ıslah edilecek (özellikle Güngör düzenli depolama alanı dışında sistem dışı dökümler önlenecek). Atık sızıntı sularının yer altı sularına karışması önlenecek, metan gazı gibi emisyonlar kontrol altına alınacaktır.

Ayrıca deniz ve kıyı temizliği kampanyalarını sürekli kılacağız. Balıkçı barınakları, plajlar, dere ağızları gibi alanlarda düzenli temizleme faaliyetleri yürütülecek; sivil toplumla iş birliği içinde farkındalık etkinlikleri düzenlenecektir. Tek kullanımlık plastiklerin azaltılması için somut adımlar atacağız: Plastik poşetlere uygulanan ücretlendirme gibi, plastik pipet, çatal-bıçak, tabak gibi ürünleri de kademeli yasaklama veya alternatiflere yönlendirme politikası güdeceğiz. Kamu kurumlarında ve devlet etkinliklerinde plastik yerine geri dönüştürülebilir malzemeler kullanılması konusunda öncü olacağız.

Çevre Eğitimi ve Katılım

Çevreyi koruma çabalarının başarılı olması, halkın desteği ve bilinci ile mümkündür. Bu nedenle çevre eğitimi, okullardan başlayarak her düzeyde verilecektir. İlköğretimden itibaren doğa sevgisi, geri dönüşüm, enerji tasarrufu gibi konularda uygulamalı eğitimler olacak; öğrenciler ağaç dikme, çevre gözlem projelerine dahil edilecektir. Yerel çevre komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla istişare mekanizmaları kurarak, çevre politikalarımızın tasarım ve uygulanmasında katılımcılığı sağlayacağız. Örneğin bir bölgeye yönelik çevre planı yapılırken oradaki halkın ve ilgili STK’ların görüşlerini alacağız, birlikte çözümler geliştireceğiz. Çevreye zarar veren bir proje söz konusuysa, halkın itiraz ve yasal başvuru hakkını etkin kılacağız; ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) süreçlerini şeffaf yürütüp kamuoyunun erişimine açık hale getireceğiz.

Özetle, TDP ekolojik dengeyi korumayı kalkınma hedefleriyle çelişen değil, bilakis onu mümkün kılan bir önkoşul olarak görmektedir. Doğa talanına dur diyerek, yeşil ekonomi fırsatlarını (yenilenebilir enerji, eko-turizm, organik tarım, geri dönüşüm sektörü vb.) değerlendirerek, Kuzey Kıbrıs’ı bölgenin çevre açısından örnek ülkelerinden biri haline getirmek istiyoruz. Unutmayalım ki çevreye verdiğimiz zarar, aslında kendi geleceğimizi yok etmektir. TDP, “çevre adaleti”ni sosyal adaletin parçası sayarak, temiz hava, temiz su, temiz toprak hakkını savunur ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğunun bilinciyle hareket eder.