Madde 02

İrade ve Kimlik Mücadelesi

Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetme hakkı

Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetme iradesi, kültürel kimliklerinin korunması ve geleceklerini özgürce tayin edebilme hakkı TDP’nin siyasetinin merkezindedir. İrade mücadelesi, Kıbrıs Türk halkının hiçbir dış baskı veya vesayet altında kalmadan, kendi kararlarını kendisinin alması demektir. Bu topraklarda yaşayan biz Kıbrıslı Türkler, ne bir başka ülkenin alt yönetimi ne de politika laboratuvarı olmayı kabul etmiyoruz. TDP, Ankara ile ilişkilerde karşılıklı saygıya dayalı eşit bir ilişki hedefler; Türkiye Cumhuriyeti Türkiye ile tarihi ve kültürel bağlarımızı elbette önemseriz, ancak bu bağların bağımlılık ilişkisinden ziyade eşitler arası iş birliği şeklinde olmasında ısrarcıyız. Kendi demokratik irademizin üzerinde hiçbir vesayet kabul etmeyeceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yönetimi, halkımızın iradesini temsil eden seçilmiş organlarda olmalıdır; dış müdahalelerle belirlenen politikalar yerine, halkımızın çıkarlarını esas alan özgür kararlar alınmalıdır.

Bu çerçevede TDP, siyasi ve kültürel özerkliği savunur. Kıbrıslı Türklerin, kimliklerini özgürce yaşayabilecekleri ve geliştirebilecekleri bir düzen inşa etmek istiyoruz. Anadili Türkçemizi, Kıbrıs’a özgü kültürümüzü, geleneklerimizi ve yaşam tarzımızı korumak önceliğimizdir. Kendi kültürel kurumlarımızın güçlendirilmesi, tarihimizin ve ortak değerlerimizin genç kuşaklara aktarılması için çalışacağız. Eğitim müfredatında Kıbrıs Türk toplumunun kültür ve tarihine daha fazla yer verilmesi sağlanacak, çocuklarımızın kendi kimliklerine sahip çıkmaları teşvik edilecektir. Ayrıca, bu topraklarda birlikte yaşadığımız tüm farklı kültürel veya inançsal grupların (Maronit, Latin, Rum asıllı Kıbrıslılar vb.) kendi kimliklerini özgürce yaşayabilmeleri teminat altına alınacaktır. Kıbrıs adasının çokkültürlü mirasına sahip çıkmak, kendi kimliğimizi korumanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizde onurlu ve eşit bir duruş sergileyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti ile ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda iş birliğini elbette geliştireceğiz; ancak bu iş birliği tek taraflı dikte edilen politikalar şeklinde olmayacaktır. Bugüne dek uygulanan ekonomik protokollerin, toplumumuzun iradesini yeterince yansıtmadığı durumlar yaşanmıştır. TDP, Ankara ile imzalanacak anlaşmaların Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyaçları ve öncelikleri doğrultusunda, şeffaf biçimde hazırlanmasını savunur. Kıbrıs Türk halkının temsilcileri, anlaşma ve protokol süreçlerinde gerçek söz sahibi olmalıdır. Mali yardımların ve projelerin öncelikleri, toplumumuzla istişare edilerek belirlenmelidir. Hiçbir finansal destek, demokratik irademizi sınırlayıcı şartlara bağlanmamalıdır. Kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi ve yönetim için Türkiye ile yapıcı iş birliği yaparken, siyasi özerkliğimizi ve demokratik karar alma süreçlerimizi koruyacağız.

Demokratik Özerklik ve Yerinden Yönetim

Kıbrıslı Türkler, yaşadıkları coğrafyanın gerçek sahibi olarak kendi kendini yönetme hakkına sahiptir. TDP, merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında dengeli bir görev dağılımı olmasını ve yerel inisiyatiflerin güçlenmesini destekler. Kendi evimizi ilgilendiren kararlarda son söz bu halkın olmalıdır. Bu anlayışla, örneğin kent planlamasından eğitime, kültür politikalarından toplumsal konulara kadar her alanda Kıbrıs Türk toplumunun değerleri ve ihtiyaçları esas alınacaktır. Dış kaynaklı dayatmalara karşı toplum menfaatini savunmak, TDP’nin kırmızı çizgisidir. Kıbrıs Türkü’nün onurunu zedeleyen, kültürünü ve yaşam tarzını dönüştürmeye çalışan yaklaşımları reddediyoruz. Kendi kurumlarımızın (örneğin yayın kuruluşları, din işleri, eğitim kurumları vb.) özerkliğini sağlayacağız. Öz kaynaklarımıza ve insan gücümüze dayanarak, öz yönetimimizi geliştireceğiz.

Kimlik ve Laiklik

Kimlik mücadelemizin önemli bir boyutu da laik ve çağdaş değerlerimizi korumaktır. Kıbrıs Türk halkı, tarihsel olarak laik ve çoğulcu bir toplumdur. Devlet işlerinde laiklik ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınacak, din ve vicdan özgürlüğü tüm inançlar için güvence altına alınırken, kamusal alan hiçbir inancın tahakkümü altına girmeyecektir. Türkiye’de son yıllarda artan dini nüfuzun, okullarımızda ve kurumlarımızda baskın hale gelmesine izin vermeyeceğiz. Din eğitimi ailelerin tercihine bırakılacak, zorunlu din dersleri yeniden düzenlenerek objektif ve kültürel içerikli hale getirilecektir. Kurumsal özerklik ilkesiyle Vakıflar, Din İşleri gibi kurumların siyasal etkiden uzak ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda çalışması sağlanacak, bu kurumların yürütmesi gereken hizmetler (örn. ibadethane yönetimi vs.) dış politik müdahalelerin aracı olmayacaktır.

Özetle, TDP için irade ve kimlik mücadelesi, varlık ve özgürlük mücadelesidir. Kıbrıs Türk halkının bu adada onurlu, özgün ve özgür bir şekilde var olmasını sağlayacak her adımı atacağız. “Biz buradayız, varız ve kendi geleceğimiz hakkında söz sahibiyiz” iddiamızı, siyasi pratiğimizle de ortaya koyacağız. Hiçbir baskıya boyun eğmeden, kendi göbek bağımızı kendimiz keserek, dünyaya da eşit bir halk olarak sesleneceğiz. Bu uğurda içerde demokratik dayanışmayı büyütecek, dışarda uluslararası topluma sesimizi duyuracağız. Kendi irademizle var olma mücadelemiz, gelecek kuşaklara bırakacağımız en değerli miras olacaktır.