Madde 03

Kıbrıs'ta Barış ve Çözüm

İki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm

Kıbrıs sorununun çözümü ve adada kalıcı barışın tesis edilmesi, TDP’nin en hayati hedeflerinden biridir. Yarım asrı aşkın süredir devam eden bölünmüşlük, hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların geleceğini belirsizlikte bırakmaktadır. TDP, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözüm vizyonuna sıkı sıkıya bağlıdır. Bu çözüm vizyonu, Birleşmiş Milletler kararlarında tarif edilen şekliyle, tek egemenliği, tek uluslararası kimliği ve tek vatandaşlığı olan, Kıbrıs’ın iki kurucu devletten oluşan federal bir yapıya kavuşmasını öngörür. Böyle bir federasyon içinde Kıbrıslı Türkler kurucu devlette özyönetim hakkına sahip olacak, adanın yönetiminde ise Kıbrıslı Rumlarla siyasi eşitlik temelinde ortak söz hakkı bulunacaktır. Federal çözüm, hem toplumumuzun dünyayla bütünleşmesinin yolunu açacak hem de Doğu Akdeniz’de barış ve istikrara büyük katkı sağlayacaktır.

Müzakere Yoluyla Çözüm

TDP, Kıbrıs sorununda müzakere edilmiş bir anlaşmadan başka çıkış yolu olmadığına inanır. Tek taraflı adımların veya oldubittilerin kalıcı bir çözüm getirmeyeceği ortadadır. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler himayesinde yıllardır sürdürülen müzakere süreçlerine aktif şekilde destek veriyoruz. Bugüne dek ortaya çıkan yakınlaşmalar ve üzerinde anlaşılan noktalar, gelecekteki çözümün zeminini oluşturmaktadır. TDP, Crans-Montana da dahil olmak üzere geçmiş müzakere süreçlerinde ortaya çıkan Birleşmiş Milletler parametrelerinin (iki kesimlilik, iki toplumluluk, siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık, kararlara etkin katılım gibi) arkasındadır. Müzakerelerde Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarının (örneğin dönüşümlü başkanlık veya federasyon içinde belirli nüfus ve mülkiyet düzenlemeleri gibi) korunması için kararlı duracağız. Aynı zamanda, karşı tarafın meşru endişelerini de anlamaya çalışarak, adil ve yaşayabilir bir uzlaşı için esneklik göstermeye hazırız. Çözüm odaklı, yapıcı ve sonuç alıcı bir müzakere anlayışını temsil edeceğiz.

İki Toplumlu İki Bölgeli Federasyon

Öngördüğümüz federal çözümde, iki kurucu devlet kuzey ve güneyde kendi bölgelerinde önemli ölçüde yetkiye sahip olacaklardır. Kurucu devletimiz (Kıbrıs Türk Kurucu Devleti), kendi bölgesinde eğitim, sağlık, polis, yerel yönetimler, kültür gibi alanlarda özerk politikalar uygulayabilecektir. Federal hükümet ise adanın bütününü ilgilendiren dışişleri, savunma, merkez bankası, federal vergi politikası gibi konulardan sorumlu olacaktır. Federal yönetimde Kıbrıslı Türkler dönüşümlü başkanlık ve diğer karar organlarında etkin katılım yoluyla eşit söz hakkına sahip olacaklardır. Yani, toplumumuzun federasyon içinde siyasi eşitliği pratikte hissedilecektir: Hiçbir karar Kıbrıslı Türklerin onayı olmadan federal düzeyde alınamayacaktır. Bu ilke, karar alma mekanizmalarında ağırlıklı oy, ve kararlarda Kıbrıslı Türklerin de olumlu oyu bulunması gibi yöntemlerle güvence altına alınacaktır. İki bölgelilik ilkesi gereği, her kurucu devlet kendi bölgesinde nüfus ve mülkiyet açısından belirleyici olacak, böylece demografik yapının korunması sağlanacaktır. Mülkiyet sorunu, iade-tazminat-takas formüllerinin dengeli kombinasyonu ile çözülecek; kurucu devletlerin hassasiyetleri gözetilerek, her iki taraf da mağduriyetleri giderecek şekilde adım atacaktır. Mümkün olan her bugüne kadar varılan uzlaşılarda olduğu üzere yerde eski kullanıcı ile mevcut kullanıcıyı uzlaştıran yaratıcı çözümler üretilecektir.

Kalıcı Barışın Toplumsal Temeli

Sadece bir anlaşmaya varmak yetmez, aynı zamanda barış kültürünü topluma yerleştirmek gerekir. TDP, iki toplum arasında güven yaratıcı önlemlere büyük önem vermektedir. Çözüm yolunda ilerlerken ve çözüm sonrasında, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasındaki temas ve işbirliği artırılmalıdır. Bugünden yapılabilecekler arasında, eğitimden başlayarak barış kültürü aşılamak, tarih kitaplarını karşı tarafı düşmanlaştırmayan bir dille yeniden ele almak sayılabilir. Gençlerimizin adanın diğer yarısını tanımasını teşvik edeceğiz; iki toplumlu kültürel ve sportif etkinlikleri, gençlik değişim programlarını destekleyeceğiz. Yeşil Hat üzerindeki geçiş noktalarının sayısını ve işlevselliğini artırmak da önceliklerimizdendir. Yeni geçiş kapılarının açılması (örneğin Lefkoşa’da Dereboyu/Lokmacı dışında Mağusa ve Lefke bölgelerinde) insanların etkileşimini kolaylaştıracaktır. İki toplumun birlikte kullanabileceği ortak alanlar, projeler geliştirilmeli; örneğin çevre korunması, suçla mücadele, sağlık (salgın hastalıklar vb.) gibi konularda iki toplumlu komitelerin çalışmalarına destek verilecektir. Böylece, toplumlar arası güveni adım adım inşa ederek, barışı kağıt üzerindeki bir anlaşmadan toplumsal bir uzlaşıya dönüştüreceğiz.

Garantörlük ve Güvenlik

Kıbrıs’ın güvenlik başlığı, halkımız için hassas bir konudur. Yaşadığımız bölgede ve dünyadaki gelişmeler güvenlik ihtiyacının ne kadar haklı bir ihtiyaç olduğunu yeniden göstermektedir. TDP, güvenlik ihtiyacımız ile diğer tarafın güvenlik endişelerini dengeleyen, çağın koşullarına uygun yaratıcı formüllere açık bir tutum içindedir. İki toplumun da kendini güvende hissedeceği bir düzen amaçlanmalıdır. Bu bağlamda, olası bir çözümde güvenlik sisteminin kademeli olarak yenilenmesi söz konusu olabilecektir. Mevcut garantörlük sistemi tarihseldir; ancak 1960’daki koşullar ile günümüz koşulları farklıdır. TDP, ada çapında askersizleştirme hedefine bağlıdır. Nihai hedef, Kıbrıs’ta ne yabancı (Türk, Yunan veya başka) askerlerin ne de askeri tehditlerin olmadığı, barış içinde bir adadır. Bu hedefe ulaşmak için garantör ülkelerin de dahil olacağı uluslararası güvenlik düzenlemeleri müzakere edilebilir. Örneğin, çözümün ilk yıllarında Kıbrıslı Türklerin güvenlik endişelerini karşılayacak bir uluslararası barış gücü veya rotasyonlu asker bulundurma düzeni, ilerleyen yıllarda tamamen sivilleşme gibi aşamalı bir plan düşünülebilir. Crans Montana’daki zirvede gündeme gelen çok aşamalı bir güvenlik mekanizması buna bir örnektir. Tüm bu konular, tarafların karşılıklı rızasıyla ve garantörlerin de onayıyla şekillenecektir. Önemli olan, halkımızın kendini güvende hissederken, komşu toplumun da kendini tehdit altında görmeyeceği bir dengeyi yakalamaktır.

Uluslararası İlişkiler ve AB ile Bütünleşme

Çözüm hedefimiz, Kuzey Kıbrıs Türk toplumunu uluslararası toplumun saygın bir üyesi haline getirme arzusuyla da ilgilidir. TDP, çözüm yönünde ilerlerken dünyayla ilişkilerimizi geliştirmeyi savunur. Avrupa Birliği bizim doğal ailemizin bir parçasıdır; federal çözümle birlikte birleşik Kıbrıs’ın AB içinde alacağı yer, toplumumuzun refahına ve haklarına güç katacaktır. Bu nedenle bugünden Avrupa kurumlarıyla diyaloğu artıracağız, AB müktesebatına uyum çalışmalarını hızlandıracağız. Çözüm olması halinde AB’nin getireceği fırsatlara (daha güçlü ekonomi, serbest dolaşım, AB fonları gibi) toplumumuzu hazırlamak için teknik çalışmaları destekleyeceğiz. Çözüme giden yolda, uluslararası alanda sesimizi duyurmak da önemlidir. Kıbrıslı Türklerin dünyadan izolet edilmesinin toplumumuza haksızlık olduğunu her platformda anlatmayı sürdüreceğiz. Yurt dışındaki soydaşlarımız ve diasporamızla ilişkileri güçlendirerek haklı davalarımız için lobi faaliyetlerini yoğunlaştıracağız.

Halen tanınmamış olmamız, dünyayla temaslarımızın tamamen kopuk kalması anlamına gelmemelidir. TDP, mevcut durumda da paradiplomasi yöntemleriyle uluslararası örgütler ve diğer ülkelerle ilişki imkanlarını sonuna kadar zorlayacaktır. Akademik, kültürel ve sportif alanda gençlerimizin dünya ile buluşması önündeki engelleri kaldırmak için projeler geliştireceğiz. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ve dünyada bilinen platformlar, ve sosyal ağlar ile vasıtasıyla sesimizi uluslararası kamuoyuna duyuracağız. Sosyalist Enternasyonal üyesi bir parti olarak uluslararası sosyal demokrat hareketle bağlarımızı güçlendirip, Kıbrıs Türk halkının barış ve çözüm iradesini dünyaya aktaracağız. Çözüm isteyen, bunun için çabalayan bir Kıbrıs Türk toplumunun dünyadaki kabulü de daha olumlu olacaktır.

Sonuç olarak, Kıbrıs’ta barış ve çözüm, geleceğe bırakacağımız en değerli miras olacaktır. TDP, çözüm hedefinden asla vazgeçmeyecek, sırf statükoyu sürdürmek uğruna gelecek hayallerimizden ödün vermeyecektir. Kıbrıslı Türkler bu adanın ortağıdır. Kimsenin bu haktan vazgeçme lüksü olamaz. Barış içinde, birleşik bir Kıbrıs’ta kimliğimizle, özgürlüğümüzle yaşayacağımız günler için kararlılıkla çalışacağız.