Madde 10

Katılımcı Yerel Yönetimler ve Yurttaş Demokrasisi

Yerinden yönetim, referandum, dijital katılım

Demokrasi, yalnızca merkezi hükümetin işleyişiyle sınırlı değildir; mahallemizde, kasabamızda, şehrimizde de demokrasi yaşamalıdır. TDP, yerinden yönetim ilkesini ve yurttaşların yönetime doğrudan katılım mekanizmalarını güçlendirmeyi savunur. Belediye yönetimleri, halka en yakın yönetim birimleridir ve günlük yaşamın birçok yönünü doğrudan etkiler. Bu nedenle yerel yönetimlerin güçlü, özerk, mali açıdan yeterli ve halka hesap verebilir olması gerekir. Kuzey Kıbrıs’ta belediyeler yıllar içinde önemli görevler üstlense de, merkezi idarenin vesayeti ve kaynak yetersizlikleri nedeniyle istenen hizmet seviyesine her zaman ulaşamamıştır. TDP, belediyelerin yetki ve sorumluluklarını netleştirerek, kapasitelerini artırarak ve halkın da bu yönetime etkin katılımını sağlayarak yurttaş demokrasisini geliştirecektir.

Belediyelerin Güçlendirilmesi (Yerinden Yönetim)

Son yapılan belediye reformuyla belediye sayısı azaltılarak güç birliği hedeflendi. TDP, bu reformun amaçladığı verimliliği hayata geçirebilmek için belediyelere gerekli desteği verecektir. Birleştirilen belediyelerin uyum sürecinde ortaya çıkan sorunları yakından takip edeceğiz, gerekirse yasal düzenleme düzeltmeleri yapacağız. Mali açıdan belediyelerin güçlendirilmesi ilk adım olmalıdır. Merkezi bütçe vergi gelirlerinden belediyelere ayrılan payın adil ve yeterli düzeye çıkarılması için çalışacağız. Bu payın dağılımında belediyelerin nüfusu, yüzölçümü ve hizmet yükü adil şekilde dikkate alınacak; küçük belediyelerin de nefes alabileceği bir formül yaratılacaktır. Ayrıca belediyelerin kendi gelirlerini artırabilmesi için yeni gelir kaynakları (örneğin emlak vergisi düzenlemeleri, turizm vergisi, çevre temizlik payı gibi) değerlendirilecek. Ancak bu yapılırken yurttaşa ek külfet getirmeden, ekonomide canlılık yaratacak yollar tercih edilecek. Belediyeler arası dayanışma teşvik edilecek, kaynakları sınırlı belediyelere destek programları (altyapı fonları gibi) uygulanacaktır.

Belediyelerin yetki alanları netleştirilecek ve genişletilecektir. Bugün bazı hizmetler merkezi hükümet ile belediyeler arasında sıkışıp kalmaktadır (trafik düzeni, sahil temizliği, çevre denetimi gibi). Bu alanlarda açık yasal düzenlemeler yaparak belediyelerin sorumluluk almasını sağlayacağız. Örneğin, şehir içi trafik planlaması ve toplu taşımanın koordinasyonunu büyük ölçüde belediyelere devredeceğiz; merkezi idare de teknik ve mali destek sunacak. İmar planlarının hazırlanmasında belediyelerin rolü artırılacak, ancak keyfiliğe yer vermeyecek şekilde merkezi denetim planlama ile denge sağlanacaktır. Yani, şehirlerin gelişimi konusunda belediyeler inisiyatif alırken, Ülkesel Fizik Plan gibi üst ölçekli planlara uygun hareket etmekle yükümlü olacaklar.

Katılımcı Demokrasi Mekanizmaları

TDP, “yerel yönetim halka en yakın yönetimdir” ilkesinden hareketle, halkın karar süreçlerine doğrudan katılabildiği modelleri hayata geçirecek. Bunlardan biri mahalle meclisleri veya komiteleridir. Her belediye, kendi sınırları içindeki mahallelerde veya köylerde mahalle meclisleri kurulmasına ön ayak olacak. Bu meclisler, o yerleşim birimindeki sakinlerin muhtar ve belediye temsilcileriyle düzenli toplantılar yaptığı, sorunları tespit edip çözüm önerileri geliştirdiği forumlar olacaktır. Mahalle meclislerinde dile getirilen ihtiyaçlar belediye meclisi gündemine alınacak ve imkan dahilinde çözülecektir. Bu yapının resmileşmesi için belediye mevzuatında gerekli değişiklikleri yapacağız; böylece mahalle meclislerinin önerileri belirli bir nüfusun onayıyla gelirse belediye meclisinde görüşülmesi zorunlu hale gelebilir.

Bir diğer katılım aracı kent konseyleridir. Mevcut yasalarda yeri olmasına rağmen istenen etkiyi yaratamayan kent konseylerini güçlendireceğiz. Kent konseyleri, sivil toplumun, meslek odalarının, üniversitelerin, muhtarların ve ilgili tüm kesimlerin yer aldığı, kentin vizyonunu tartışan platformlardır. Bu konseylerin tavsiye kararlarının daha bağlayıcı olmasını sağlamak adına yasal statülerini güçlendirebiliriz. TDP, belediyelerimizin kent konseyleriyle iş birliği içinde, katılımcı planlamayı hayata geçirmesini teşvik eder. Örneğin, Lefkoşa’nın stratejik planı kent konseyi çalıştaylarında şekillenip, belediye meclisi tarafından kabul edilen bir belge haline gelebilir.

Yurttaş Girişimi ve Referandum

Yerel düzeyde önemli bir proje veya kararda halkın doğrudan görüş beyan etmesi için yerel referandum mekanizması getirmeyi düşünüyoruz. Diyelim ki bir şehirde büyük bir altyapı projesi veya çevresel etkisi olabilecek bir karar (örneğin çöplük yeri seçimi gibi) gündemde; belediye doğrudan etkilenen bölge halkının oyuna başvurabilir. Bu tür yerel referandumların yasal zemini hazırlanacak, sonucu da belediye meclisi için güçlü bir yol gösterici olacak. Ayrıca yurttaşların belediye yönetiminden talep ve önerilerini iletmesi için dilekçe hakkı etkinleştirilecek; belirli sayıda imza toplayan bir yurttaş önerisi belediye meclisinde zorunlu olarak görüşülecek. Bu, “yurttaş girişimi” mekanizmasıdır. Örneğin 500 yurttaşın imzaladığı bir önerge, meclis gündemine alınmak zorunda kalabilir.

Şeffaf ve Hesap Verebilir Yerel Yönetim

Katılımcı demokrasinin iyi işlemesi için yöneticilerin hesap vermesi ve halkın bilgiye erişimi gerekir. TDP, belediyelerde şeffaf yönetim ilkesini hâkim kılacaktır. Belediyelerin bütçeleri, harcama kalemleri, ihaleleri halka açık olacak, internet üzerinden kolayca takip edilebilecektir. Her belediye, yıllık faaliyet raporunu yayımlayacak ve halk toplantılarıyla hesap verecektir. Belediye başkanı ve meclis üyelerinin mal beyanı vermesi kuralını getireceğiz, böylece kamu görevi süresince olası haksız zenginleşmelerin önüne geçilecektir. Belediyelerde iç denetim mekanizmaları kurulacak, mali disiplin sağlanacaktır. Sayıştay denetimleri düzenli yapılacak ve bulgular hızla kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Belediye meclis toplantılarının halka açık yapılmasını teşvik edeceğiz. Elbette pandemi vb. özel durumlar haricinde, meclis toplantıları dinleyiciye açık ve hatta mümkünse canlı yayınlanır olmalıdır. Böylece halk, kendisini temsil edenlerin nasıl kararlar aldığını doğrudan görebilecektir. Ayrıca e-belediye uygulamalarını geliştirerek vatandaşların şikayet, öneri ve dilekçelerini kolayca iletebildiği, işlemlerini (ruhsat, vergi ödeme, belge başvurusu vs.) online yapabildiği bir yapıya kavuşacağız. Bu sayede belediye-halk etkileşimi artacak, katılım kolaylaşacaktır.

Yerel Hizmetlerde Kalite ve Eşitlik

Yerel yönetimler, su, temizlik, altyapı, imar, sosyal hizmetler gibi pek çok alanda hizmet sunar. TDP için önemli olan, bu hizmetlerin her vatandaşa eşit ve kaliteli biçimde ulaşmasıdır. Şehir merkezleri ile kırsal bölgeler arasında hizmet uçurumu olmamalı. Bu amaçla, belediyelerin hizmet standartlarını belirleyen yönetmelikler oluşturacağız. Örneğin “her yerleşim yerine haftada en az şu kadar çöp toplama, yılda şu kadar asfaltlama” gibi asgari standartlar belirlenecek. Bu standartları yakalayamayan belediyelere gerekli destek veya yaptırım mekanizmaları uygulanacak.

Özellikle temiz suya erişim temel bir hak. Birçok belediyemiz Türkiye’den gelen suyun dağıtımını yapıyor ancak şebekeler eski. Su kayıplarını azaltmak için belediyelere finansman ve teknik destek verip şebeke rehabilitasyon projeleri başlatacağız. Hiçbir köy su sorunu çekmemeli. Ayrıca kanalizasyon ve arıtma sistemleri her yerleşimde kurulu olmalı; bunun için AB fonlarını da devreye sokarak kanalizasyon projelerini yaygınlaştıracağız.

Akıllı ve Yeşil Kentler

Yerel yönetimlere modern vizyon kazandırmak istiyoruz. Akıllı kent uygulamalarıyla trafikten enerji tasarrufuna pek çok avantaj sağlanabilir. Belediyelere, akıllı trafik lambaları, online otopark sistemleri, sokak aydınlatmasında sensör kullanımı gibi projelerde teknik yardım sunacağız. Ayrıca yeşil kent vizyonuyla, her belediyeye bir iklim eylem planı hazırlama görevi vereceğiz; karbon salımını azaltıcı yerel önlemler (bisiklet yolları, ağaçlandırma, güneş enerjili belediye tesisleri gibi) teşvik edeceğiz.

Yerli Yönetim ve Merkez İlişkisi

Merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında sağlıklı bir iş birliği mekanizması kurulacaktır. TDP, iktidar olsun muhalefet olsun, hiçbir belediyeyi ayrımcılığa tabi tutmaz. Halkın seçtiği bir başkan ve meclis var ise, onlara siyasi kimliklerine bakmadan eşit mesafede dururuz. Maalesef geçmişte iktidar partisine ait olmayan belediyelere daha az kaynak verme, projelerine onay çıkarmama gibi ayrımcı tutumlar yaşandı. TDP bu anlayışı reddeder. Tüm belediyeler arasında eş güdümü sağlamak adına, merkezi düzeyde “Yerel Yönetimler Danışma Kurulu” gibi bir yapı oluşturulabilir. Bu kurulda hükümet temsilcileri ve belediye birlikleri (Belediyeler Birliği vb.) bir araya gelip sorunları konuşabilir, ortak çözümler üretebilir. Özellikle ülke genelini ilgilendiren çöp yönetimi, su dağıtımı, toplu ulaşım entegrasyonu, afet yönetimi gibi konularda bu diyalog şarttır.

Yurttaşların yönetime katılımı sadece seçimden seçime oy vermekle sınırlı kalmamalıdır. TDP, herkesin yaşadığı yerde söz ve karar sahibi olduğu bir demokrasi modelini yerleştirmek için çalışacaktır. Yerinden yönetim güçlendikçe, merkezi yönetimin yükü de azalacak ve hizmet kalitesi artacaktır. Mahallemizin parkından tutun, şehrimizin stratejik planına kadar her düzeyde halkın iradesi sürece dahil olursa, kararlar daha isabetli ve uygulanabilir olur. Biz, “ben yaptım oldu” anlayışı yerine, “birlikte yönetelim” anlayışını hakim kılmak istiyoruz

SOMUT POLİTİKA ÖNERİLERi

Genel Sağlık Sigortası

Sağlık bölümünde de belirttiğimiz gibi, TDP tüm vatandaşları kapsayan Genel Sağlık Sigortası sistemini kuracaktır. Bu sistem, Türkiye’de başarıyla uygulanan model örnek alınarak, Kuzey Kıbrıs’ın koşullarına uyarlanacaktır. Herkesin sigorta primleri gelir durumuna göre adil bir şekilde belirlenecek, ödeme gücü olmayanların primini devlet üstlenecektir. Böylece sağlık hizmetleri sunumunda eşitsizlik kalkacak, özel hastaneler dahil olmak üzere sağlık altyapımız ortak bir havuz mantığıyla kullanılacaktır. Türkiye’de sağlıkta dönüşümle halkın memnuniyeti büyük oranda arttı; benzer şekilde, Avustralya gibi ülkelerin herkese eşit ve ücretsiz sağlık modeli de yol göstericidir. Biz bu örneklerden ders alarak, kendi sistemimizi en verimli şekilde kuracağız. Genel Sağlık Sigortası aynı zamanda sağlık harcamalarının daha planlı yapılmasını sağlayacak, sağlıkta israfı ve suistimali önleyecektir.

Dijital Dönüşüm

E-devlet ve dijital toplum vizyonumuzu Demokrasi başlığında ifade ettik. Özellikle Estonya’nın dijital devlet modelini inceleyerek, Kuzey Kıbrıs’ta uygulayabileceğimiz somut adımları belirleyeceğiz. Örneğin dijital kimlik kartı ile tüm devlet dairelerindeki işlemleri entegre bir çip üzerinden yapabilme imkanı yaratacağız. Estonya’da vatandaşlar internet üzerinden dakikalar içinde şirket kurabiliyor, seçmenler sandığa gitmeden oy kullanabiliyor, doktorlar hastanın tüm geçmişine sistemden ulaşabiliyor. Biz de ülkemizde güvenli bir dijital altyapı kurarak bürokrasiyi azaltacağız. Her vatandaşa verilecek e-imza ile dilekçe vermek, vergi ödemek, ruhsat başvurusu yapmak, sağlık kaydı sorgulamak gibi işler elektronik ortama taşınacak. Devletin verileri “bir kez sun” prensibiyle çalışacak; yani vatandaş bir belgesini devlete verdi mi, ikinci kez başka kurum için getirmek zorunda kalmayacak (kurumlar arası veri paylaşımı). Tüm bunlar hem vatandaşa kolaylık, hem de yolsuzluk ihtimaline karşı şeffaflık demektir. Dijital dönüşüm hamlemizi başlatırken siber güvenlik altyapımızı da güçlendireceğiz, uzman yetiştireceğiz.

Turizmde Yeni Açılımlar

Turizm başlığında sürdürülebilirlik ve çeşitlilikten bahsettik. Somut birkaç proje ile bunu örneklendirelim: Karpaz Bölgesel Eko-Turizm Planı hazırlayacağız, burada belirli köyleri eko-turizm destinasyonu olarak geliştireceğiz (örneğin Dipkarpaz, Büyükkonuk gibi köyler zaten bu yönde adımlar atıyor). Bu köylerde pansiyonculuğu, yerel rehberliği, doğa etkinliklerini destekleyen hibe programları uygulayacağız. Mavi Tur ve Yat Limanları: Sürdürülebilir turizm bağlamında küçük ölçekli yat turizmini geliştirebiliriz. Girne, Mağusa ve Karpaz’da yat limanlarına çevreye duyarlı genişletmeler yaparak Doğu Akdeniz mavi tur rotalarına girebiliriz. Ancak bunu yaparken büyük ölçekli marinalarla doğaya zarar vermeden, küçük ölçekli ve yeşil sertifikalı tesislerle ilerleyeceğiz.

Tarımda ve Kırsalda Teknoloji

Estonya gibi dijital gelişmiş ülkeler tarımda da teknolojiyi kullanıyor. Biz de Kuzey Kıbrıs’ta akıllı tarım uygulamalarını başlatmak istiyoruz. Çiftçilerimize toprak nem sensörleri, uydu görüntüleriyle ürün takibi, akıllı sulama kontrol sistemleri gibi yenilikleri pilot projelerle tanıştıracağız. Bu sayede daha az su ve gübreyle daha yüksek verim elde edilmesine yardımcı olacağız. Ayrıca tarım sigortası sistemini geliştirerek üreticiyi doğal afetlere karşı koruyacağız (dolu, kuraklık gibi risklere karşı devlet destekli sigorta fonu).

Dış İlişkiler

Çözüm vizyonumuzu aktardık ancak çözümsüzlük koşullarında da dünyayla temaslarımızı maksimize edeceğiz. Türkiye ile ilişkilerimizi eşitlikçi temelde yürütürken, Avrupa Birliği ile doğrudan ilişkiler kurulmasına çalışacağız. AB finansmanlı programlara (Kıbrıslı Türklere Yönelik Yardım Programı gibi) aktif katılım sağlayıp, ekonomik ve teknik uyumumuzu artıracağız. İngiltere’de büyük bir Kıbrıslı Türk diaspora var; onların ülkemize yatırımlarını, ziyaretlerini kolaylaştıracak adımlar (çift vatandaşlık prosedürlerinde kolaylık vs.) düşüneceğiz. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi platformlarda gözlemci statümüzde aktif olacağız, sesimizi duyuracağız.

Çalışma Hayatında Reformlar

Sosyal devlet hedefimizin parçası olarak, çalışma yaşamını düzenleyen yasaları güncelleyeceğiz. Asgari ücret tespit komisyonu daha sık toplanabilecek, enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde 6 ayda bir asgari ücret ayarlaması yapılabilecek esnekliğe kavuşacak. Sendikalar Yasası, özel sektörde sendikalaşmayı kolaylaştıracak şekilde revize edilecek. Örgütlenme özgürlüğüne engel olan tüm fiili ve yasal bariyerler kaldırılacak, sendika üyesi olduğu için işten çıkarılan işçilere güçlü yasal koruma getirilecek (işe iade davalarında hızlı yargılama, caydırıcı tazminat gibi). Ayrıca tüm çalışanlar için genel sağlık ve iş güvenliği önlemleri çağdaş standartlara ulaştırılacak, ILO sözleşmelerine uygun yasal mevzuat tamamlanacaktır.

Dijital Ekonomi ve Eğitim

Estonya’nın e-Residency (e-oturum) gibi yenilikçi fikirlerini de uzun vadede inceleyeceğiz. Örneğin Kuzey Kıbrıs’ta şirket kuran yabancı yatırımcılara dijital kolaylıklar ve belki e-oturum imkanı sunarak, uluslararası alanda bilişim girişimlerini çekebiliriz. Eğitim adası olmamızın getirdiği İngilizce yetkinliği yüksek insan kaynağımız var; bilişim sektöründe Kuzey Kıbrıs’ı bir yazılım üssü haline getirmek için teşvikler vereceğiz (vergi muafiyetleri, teknopark alanları vb.). Bu sayede hem beyin göçünü engelleriz hem de ihracat geliri elde eden bir sektör yaratırız.

Gençlik ve Spor

Gençlik politikalarında belki de en somut adımımız Gençlik Garantisi Programı olacak. Bu, Avrupa’da uygulanan bir model. Okulu bitiren veya işsiz kalan hiçbir gencin 4 aydan fazla boşta kalmamasını hedefler; ya işe girmesi, ya eğitime devam etmesi ya da staja başlaması sağlanır. Biz de İstihdam Dairesi ve eğitim kurumlarımız aracılığıyla böyle aktif bir program uygulayacağız. Her gencin yol haritasını çıkarıp takip edeceğiz, kimse sistemin dışında kaybolmayacak.

İnsan Hakları ve Eşitlik

Toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında vurguladığımız üzere, kadınların toplumda geri bırakılmasına ve LGBTQ+ bireylere ayrımcılığa karşı yasal düzenlemeler yapacağız. Eşitlik Kurulu gibi bir mekanizma kurarak, ayrımcılık şikayetlerini araştırıp kamu otoritesine tavsiye veren bir yapıyı etkinleştirebiliriz. Böylece toplumsal farkındalık da artacak, nefret söylemi ile mücadele kurumsallaşacaktır.

SONUÇ

Bu manifesto, Toplumcu Demokrasi Partisi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için öngördüğü kapsamlı dönüşüm programını ortaya koymaktadır. En başta da belirttiğimiz gibi, demokrasiden ekonomiye, sosyal politikalardan çevreye kadar her alanda insan odaklı, toplumsal menfaati önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Hedefimiz; demokratik, kendi kendini yöneten, federal çözümle dünyayla buluşmuş, üreten ve hakça paylaşan, sosyal adaleti tesis etmiş, cinsiyet eşitliğini sağlamış, doğasına sahip çıkan, eğitimli ve kültürlü bir Kuzey Kıbrıs yaratmaktır. Bu manifesto, bir seçim beyannamesinden öte, ülkemizin geleceğine dair bir vizyon belgesidir. TDP kadroları, bu vizyonu hayata geçirmek üzere bilgi, birikim ve inançla çalışmaya hazırdır.

Kıbrıs Türk halkı artık somut değişim istemektedir. Bizler, dürüst ve halkına hesap veren siyaset anlayışımızla bu değişimi gerçekleştireceğimize inanıyoruz. Bireylerin değil toplumun çıkarını düşünen politikalarla, geleceğimizi bugünden daha güzel yapmak elimizde. Gelin, emeğin, adaletin ve özgürlüğün aydınlattığı bir yolda birlikte ilerleyelim. Toplumcu Demokrasi Partisi, geçmişin deneyimlerini geleceğin umutlarıyla birleştirerek yeni bir başlangıç yapmaya hazırdır. Bu manifestoda sıraladığımız ilke ve projeler, ancak halkımızın desteği ve katılımıyla gerçeğe dönüşecektir. Biz hazırız; halkımızın da hazır olduğuna eminiz.

Yarınlarımızı birlikte kurmak dileğiyle...